|
Düşünmek,
bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek ve aradaki ilgilerden
yararlanarak düşünce üretmek. Yahut başka bir deyişle, bir durumu
inceleyerek oluşturmak. Bu konuda o kadar söylenmiş güzel sözler
vardır ki, işte bunlardan birkaçı
Descartes: Düşünüyorum o halde varım.
İmmanuel
Kant: Düşünmek kendinle konuşmak demektir.
Albert
Schweitzer: Düşünmekten vazgeçmek zihinsel iflas demektir
her
şeyden önce düşünmenin özgür olması gerekir. Ancak bu şartlar altında,
insan özgürce düşünerek düşüncelerini yayabilir. Aksi takdirde, insan
Descartes`in ifade ettiği gibi Düşünemiyorum o halde yokum dan öteye
gidemez. Bunun adı da olsa olsa Zorunlu özgürlük olur. Biliyoruz ki,
özgürlük sadece ve sadece bilgiyle olabilmektedir. Merhum Uğru Mumcu`nun
Bilgi sahibi olunmadan bilgi sahibi olunmaz dediği gibi. Bilgiye
sahip olmayan, düşünmeyen başkalarının esiri olmaktan öteye gidemez.
Neticede bu tür insanlar iki cami arasında kalmış beynamaza dönerler.
Bu tür insanlar düşünemediklerinden iki yoldan hangisini tutacağını
bilemeyen kimselerdir. Özgür davranış bilgisizliğin bir ürünüdür o
halde.
Leibniz,
zorunlu özgürlüğü Buridan`nın eşeği olarak bilinen bir örnekle izah
etmeye çalışmıştır.
Buridan`nın eşeği
Buridan`nın
eşeği hem açtır hem de susuzdur. Mesafeli bir şekilde eşeğin soluna su
dolu bir tas, sağ yanına da açlığı gidersin diye bir tutam arpa
konulmuştur. Eşek hem açlığı hem de susuzluğu aynı oranda
hissetmektedir ve hangisine öncülük tanıyacağını düşünememektedir.
Sonunda eşek hem susuzluktan ve hem de açlıktan ölür.
Eşek,
zorunlu özgürlüğün kurbanı olmuştu. İnsanlarda öyle değiller mi?
Laiklik, şeriatve demokrasi arasında bir tercih yapamayan
toplum, bu üçünden birine karar veremediği takdirde, bu üçünü bir
arada kendisine takdim edenin egemenliği altına girdiğini fark edemez.
Çünkü bilgisizlik onu, düşünemez, zorunlu özgür bir hale getirmiştir.
Ne demiş
Mustafa Kemal?
Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.
|