Kapıyı çalan şans

 

“Şans her insanın kapısını çalar, ama çoğu kez insan komşuda veya başka bir yerde olduğu için, kapının çalındığını duymaz.” Bu sözü Mark Twain söylemiş.

Çok doğru söylenmiş bir söz. Gerçekten de, nerede olursak olalım, gelen sese kulak vermeliyiz. Bunu yapamadığımız takdirde de sızlanmaya hakkımız yoktur. Kapımızın çalınmasını beklemeden hemen harekete geçmeliyiz. Bu söz yalnız, bireyler için değil, toplum için de geçerlidir. Yıllardır, karşımıza çıkan şansı, ya görmedik ya da görmemezlikten geldik. Bundan dolayı da başımıza neler gelmedi ki?  Biliyoruz ki, şans kapımızı 1923`te çaldı ve bizlerde evdeydik. Bize verilen bu şansı kullandık. Fakat aradan geçen zaman içinde, bizlere ne olduysa, kapının çaldığını duymaz olduk. Oturduğumuz yerden, şansın kapıyı çalmasını bekler olduk. Hâlbuki farkında bile değiliz ki, bu şans bize kaç kez uğradı ve kapıya kırarcasına vurdu! Bu geçen yıllar içinde, uyuşukluğun, tembelliğin hiçbir işe yaramadığını, yarayamayacağını anlamak ihtiyacını duymadık. “Bizde şans ne gezer? Kaderimiz buymuş” diyerek sızlanıp durduk. Hâlbuki başımıza gelen şansızlıklardan, musibetlerden bir şans çıkarmalıydık toplum olarak. İşte bunu yapamadık. Belleğimizi, bellek altındaki gücümüzü kullanamadık.  Daha doğrusu kullanmamıza fırsat vermediler. Hayal kırıklığa uğradıkça uğradık. Hâlbuki yapacağımız tek bir şey vardı ki, o da belleğimizi biraz zorlamaktı ve başımızı kapıya doğru çevirerek, kapının çalınıp çalınmadığına kulak vermekti. Bunu da yapamadık!

“Her sonun bir başlangıcı vardır” derler! Son yıllarda yaşadıklarımız bize yeni bir başlangıcın yolda olduğunun müjdesini veriyordu. Bu kez evdeydik ve şansın kapıyı çaldığını duyduk. Toplum, gücünü tam olarak kullanıp, yakaladığı bu yeni başlangıcı, aktive ettiği düşünceleriyle hayata geçirerek kendisine yeni yol çizmelidir. Bu yeni yol da toplumun başarısı olacaktır.

Şunu da unutmamak gerekir; insanın içindeki o doğanın verdiği güç, güçlerin en kuvvetlisidir. İşte bu güçlerin en güçlüsü olan gücün dürtüsüyle ülkemizde ardı ardına gerçekleştirilen görkemli halk mitingleri şeytanın bacağını kırdı. Artık, ulusun bahtı açıldı, iş kaldı taht`a çıkmaya. Önce merkez-sağda, ardından merkez-solda sağlanan birliktelikler bunun da yolunun açıldığının sağlam işaretleri, Her karanlık gecenin bir aydınlık şafağı olduğunun habercileri. Bundan dolayıdır ki, şimdi artık kötümser değil, iyimser olma zamanıdır. Bu da böyle biline.

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya

Dr. Hüseyin Pekin İsviçre

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                    .