|
Besleme basın- Sembiyotik ilişki
Nasıl mantarlar, mikroplar uygun bir zemin bulduklarında çoğalırlarsa, bakıyorum da ülkemizde de basının çoğu da, bilhassa besleme basın, ortamı çok uygun bulmuş olmalı ki çoğaldıkça çoğalıyor. Bu besleme basını içini dolduran beslenen yazarları da eklemek gerekir. Diğer beslenen bir grup var ki, onlarda televizyonlar. Bunların üçünün birbirine sıkıca bağlı olduğu görüyoruz. Bir nevi şeytan çemberi gibi bir şey oluşturmuşlar. Biri besliyor, öteki de besleniyor!..Bunun diğer anlamı sembiyotik ilişkidir. Bu tarz beslenmeyi bitkilerde görürüz. Çeşitli cinsten olan ve birbirine uymuş organizmaların birlikte yaşamasıdır sembiyotik ilişki. İktidar- basın-televizyon- yazar üçlüsü, birbirinden farklı olmalarına rağmen, ilişki içinde yaşamaktadırlar. Ülkemizde şu anda yaşananlara bakınca, ister istemez tarihin sayfalarına göz atmak istiyor insan. Tarihimizde birçok örnekler olsa da, en yakın tarihimizdeki örnekler, tabi ki 1919`daki basın bizi ilgilendirmektedir. Bir tarafta düşman ülkeyi işgal etmiş, diğer tarafta her şeye evet diyen hükümet var. Bir tarafta hükümeti ve düşmanı destekleyen basın, diğer tarafta da ülkeyi kurtarmaya çalışan güçler. Amerikan mandacılığını savunanla, İngiliz güdümüne girmek isteyenler etrafta cirit atıp duruyorlar. İngilizleri Sevenler Cemiyeti bile kurmuşlar vatanseverler(!). Yani 1919`da mükemmel işleyen bir sembiyotik ilişki kurulmuş tıkır tıkır işiyor. Bir de bunların önünde, oyunu bozmak isteyen Mustafa Kemal ve arkadaşları var. O dönemde beslenen basın ve bu beslenmeden payını alan yazarlar, Mustafa Kemal ve arkadaşları için ellerinde ne geldiyse yapmaya çalışmışlar. Yazdıkları yazılarda ABD mandacılığını İngiliz güdümünü öven yazıları yanı sıra, Mustafa Kemal`in ve arkadaşlarını hainlikle suçlamışlar ve idamlarını istemişler. Bilindiği gibi sonunda, sağ duyu hakim oldu ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu... Burada değinmek istediğim veya kafamı kurcalayan husus şu: Mustafa Kemal ve arkadaşlarına ateş püsküren o dönemin besleme basını ve beslenen yazarlar, 1923`ten sonra ne yaptılar? Birçoğunun akıbetleri belli! Acaba geri kalanlar veya gözden kaçanlar sonraları ne yazdılar? İyi ki Mustafa Kemal doğmuş!, Mustafa Kemal ve arkadaşları bizleri kölelikten kurtardı dı mı diye yazdılar? Yoksa İngilizleri Sevenler Cemiyeti`ni kuranlar adını değiştirip, İngilizleri Sevmeyenler cemiyeti`ni mi kurdular? Öyle ya bir şeyler yapmaları gerekiyordu!. Çünkü alışmış oldukları sembiyotik yaşamı bir nevi devam ettirmeleri lazımdı!.. Gelelim 2007` e. Durumda pek o kadar bir önemli değişiklik yok. Sadece ve sadece tarihte ve adlarda farklılık göze çarpıyor. Verilen mesajların içeriği aynısının tıpkısı... Örnek: Eskiden İngilizleri Sevenler Cemiyeti vardı, şimdi onun yerine AB Sevenler Derneği ve bunu ateşli bir şekilde savunan ve savunanlar var. Eskiden Ya ABD mandacılığı ya İngiliz Güdümü diye slogan atılıyordu, şimdi ise ABD ve AB deniliyor. 1923`ten sonra Bağımsız Türkiye sesleri caddeleri inletiyordu. Zaman geldi ve 2007`de caddeleri Ne ABD ne AB Tam bağımsız Türkiye sloganları ön plana geçti... Şöyle bir senaryoyu kafamızda tasarlasak veya düşünsek; diyelim ki, ulusal çıkarlarımızı düşünen bir iktidar geldi ve Ne ABD ne AB dedi ve uygulamaya başladı. Acaba sembiyotik ilişkiye girmiş olanlar rotayı değiştirecekler mi? Biz de zaten ne ABD ne AB diyorduk mu diyecekler? Bunu da zaman gösterecek!...
Dr. Yüksel Cavlak Almanya
|