Aydınlanmayı başka yerde arayan ülke

 

Bu ülke olsa olsa Türkiye olur diye düşünüyorum. Etrafı aydınlatmaya yarayan o lambayı da Avrupa`da arıyor yöneticiler! Bu sihirli lamba bulunursa, o zaman Türkiye aydınlanacakmış!..Halbuki haberlere bakınca, gazeteleri okuyunca, neden biz Avrupa`da aydınlığı arayalım. “Onlar gelsinler bizden aydınlığı alsınlar” demek geliyor insanın içinden! Fakat haberleri okuyunca, kazın ayağının öyle olmadığını anlıyoruz.  Alın size birkaç haber:

Haber 1

Türkiye Cumhuriyeti`nin geleceğinde büyük rol oynayabilecek minikler, yani okul çağındaki çocuklar bakınız, aydınlığa kavuşabilmesi için nasıl bir sırat köprüsünden geçiyorlar!

Yer laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti`nin Şanlıurfa`nın Ceylanpınar ilçesine bağlı Yukarı taşlı köyü. Yıl 2006. 1900` u gösterse, anlayış gösterilebileceğiz. Fakat ne yazık ki, çok yakında 2007 yılına gireceğiz. Basında çıkan habere bir göz atalım: Yukarıtaşlı Köyü`ndeki 40 kadar öğrenci her gün 5 km. uzakta bulunan bir okula gidip geliyorlar. Ne hikmetse, üst sınıfta okuyanlar, Ceylanpınar ilçe merkezine götürülürken, 40 kadar çocuk da taşımalı eğitim kapsamı dışında bırakılan Aşağıtaşlı Köyü`ndeki okula okumaya adam olmaya gidiyorlar. Okula gidebilmeleri için, Cırcıp adı verilen dereden geçmeleri gerekiyormuş okula gitmek için. Öğrenciler bu dereden dizlerine kadar suya girip karşıya geçiyorlar. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Kız ve erkek öğrenciler dizlerine kadar ıslak. Peki okula bu halde varınca ne yapacaklar? Kızların entarilerini, erkeklerin de pantolonlarını çıkarmaları gerekecek. Yaz olsa neyse! Derenin suyu soğuk bir, elbiseler sırım sıklım ıslak iki. Tanrı aşkına şöyle bir düşünelim: Bu çocuklardan siz ilerde ne beklersiniz? Vatan aşkı mı? Yoksa yurtseverlik mi? Valla, bence ne , ne öteki!

Bu basına yansıyan tablo herhalde Güney Anadolu`ya mahsus bir olay değil. Antalya`nın Ermenek mahallesine bir uğrarsanız ki burası merkeze en çok 10 km uzaklıkta. Çocuklar okula yayan gidip, yayan geliyorlar. Bazı insaf sahibi minibüsçüler, bu çocukları, minibüsüne alıyorlar.  Yaz olsa, havalar güzel olsa, yol kısa ve düz olsa pek o kadar önemli değil. Ben de İstanbul/Beşiktaş`tan Ortaköy`e yayan gidip geliyordum ve bazen de tramvaya biniyordum. Ama burası İstanbul, Şanlıurfa değil ki!.. Bu basında çıkan haberi, 1940`larda okusaydık, pek o kadar yadırgamazdık. Ama yıl 2006 ve yer de “Aydınlığını” başka yerde arayan büyük ve güçlü dedikleri Türkiye`de.

Haber 2.

Bu haberin verildiği sayfada bir de şöyle bir haber var: Beyoğlu`nda okuma keyfi” Haydee! Kel başa şimşir tarak gibi bir haber! Yeme de yanında yat da denebilir cinsten bir haber... İstanbul Belediyesi, dâhiyane bir fikirle “Beyoğlu Okuyorum Kitap Festivali” başlatmış. Kesilmiş ve yarılanmış bir minareyi andıran yerde, şeffaf okuma odalarında kitap okuyabiliyorsun.  Aralık sonuna kadar sürecek olan bu odalarda, manken misali (şeffaf ya!), kitap okuyacaksın. İstenirse de imza gününde indirimli kitap satın alacaksın. Tekrar edelim: “Kel başa şimşir tarak”

Haber 3.

Ülkemiz o kadar ilerlemiş ki, bizler farkında değiliz!  Bir haber var ki, bu haberleri en güzeli bence. Okurken, ağzımın suyu aktı ve içimden “Ne şans be! Neden Konya`da oturmuyorsun? Ne biçim annen baban varmış ki, seni İstanbul Ortaköy`de(adından anlaşılacağın gibi köyün ortasında) dünyaya getirmişler!. Konyalı iş adamı düşünmüş taşınmış ve “Selçuklu ve Osmanlılar çeşmeler yaptırmışlar ve bu çeşmelerden şerbetler akıtmışlar” Hemen Konyalı iş adamın aklına çok parlak fikir gelmiş ve okul bahçesine çeşme yaptırmış. Yaptırmakla kalmamış, şahane bir fikirle bu çeşmelerden bal ve süt şerbeti akıtmayı da düşünmüş. Böylece öğrencilere haftada bir gün bu çeşmeden süt ve bal akacak. Bu sayede de öğrencilerin zihinsel ve fiziksel gelişmede büyük yol kat edeceklermiş!... İşte Türk`ün zekâsı budur! Avrupalı yıllarca düşünse, böyle fikir aklına gelmez! Gelse de bunu bedava değil, parayla çocuklara dağıtır.

Yıllarca eğri oturup durduk. Artık eğri değil doğru oturup, doğru konuşmanın zamanı geldi. Biz de her şey var; aydınlık mı arıyorsun? Var. Hem de en parlağı! Fikir mi arıyorsun? Oho bizde istediğin kadar var! Biz mi   Avrupa`dan aydınlık, fikir  alacağız? Onlar gelsinler bizden alsınlar!..

 

Dr. Yüksel Cavlak