Atatürk`ü kullanan kimler?

 

82 yıllık cumhuriyet tarihimizde, Mustafa Kemal ATATÜRK`ün adı, son yıllarda olduğu kadar istismar edilmedi. Evet, 1950`den sonra O`nun adına, topluma sanki o öyle istemiş, arzulamış gibi gösterilerek birçok yerlerde istismar edildi, ama şu son 20 yılda yapılanların yanında hiç kalır. Atatürk`ü sevenler, sevmeyenler, ondan nefret edenler, ilkelerini kabul etmeyenler, adını bir kalkan gibi kullanmayı çok güzel becerdiler. O`nu ve adını tabulaştırmaya kadar vardılar. Bütün bu yapılanlar, kişisel çıkarlar içindi. Atatürk maskesi altında veya kalkanı arkasında daha kolaylıkla emellerine erişebileceklerini kavrayanlar bu yolu tercih etmişlerdi. Bu konuda başarılı olduklarını görüyoruz ne yazık ki! Elbette ki, Mustafa Kemal Türk ulusunun yetiştirdiği bir liderdir. Tanrı`nın Türk ulusuna en büyük armağanıdır. Mustafa Kemal adını kullanmak, tabulaştırmak, onu yüceltmek oldukça yanlış bir tutumdur.  Nitekim ki, zamanla toplum arasında negatif bir düşünce de ortaya çıkarmıştır. Evet O, devrim ve ilkeleriyle yurtta ve bütün dünyada takdir kazanmış ve ölümsüzleşmiştir. İşte bu ölümsüzleştirmeyi tabulaştırmak kadar yanlış bir şey yoktur. Ne yazık ki Atatürk`ü kullananlar tarafından yeterinden fazla yapıldı. Peki bu Atatürk`ü kullananlar, tabulaştıranlar kimler? Atatürk`ü baştan beri kabullenmeyen, devrim ve ilkelerini sevmeyen dinci kesimin tutumunu anlayabiliyoruz. Gelin görün ki, “Ben Atatürkçüyüm” diyerek adını kalkan gibi kullanıp emellerine varmak isteyenleri anlamak oldukça zor! Bu kesim yıllarca sadece onu ulusal bayramlarda anmadılar mı? Yine bunlar Atatürk`ün heykellerini her yere dikerek Atatürkçü olduklarını kanıtlamaya kalkmadılar mı? Yine bunlar belirli günlerde bu heykel ve büstlerinin önünde güzel sözler söyleyip, saygı duruşunda bulunmadılar mı? Bunlarla Atatürkçülük yapılamayacağını Türkiye Cumhuriyeti`nin geldiği yer ve onun devrim ve ilkelerinin her geçen gün unutulması göstermektedir. Yıllarca uygulanan bu metot, onun tabulaştırılması sonucunu doğurdu. Peki kimdir bunlar, bu tabulaştırmayı hızlandıranlar? “Atatürkçüyüm” diyerek toplumun karşısına çıkan, fakat yaptıklarınla O`nu, devrim ve ilkelerini toplumun lehine anlatamayanlardır. Atatürkçü olabilirler, ama tutumları onların gerçekten Atatürkçü olup olmadıkları kuşkusu yaratmaktadır.  Yaratmaktadır, çünkü aralarında bir hizipleşme oluşmuştur. Nedir hizipleşme? Sözcük anlamı şu: “Bölüklere ayrılma, bölünme, klikleşme.” Ne yazık ki, bu bölünmeleri kurulan Atatürkçü Düşünce Dernekleri`nde görmekteyiz. Bunun en tipik örneği Almanya`daki iki başlı ADD`ler. Bunlar Atatürkçülüğü bir kenara bırakıp sen-ben kavgasına girişmişlerdir. Adı aynı, düşüncesi aynı olmasına rağmen, bir türlü Atatürk`ü aralarında paylaşamamaktadırlar. Sadece bu örnek Atatürk`ün adının kullanılmasına ve hizipçiliğe gösterilecek tipik bir örneğidir. Bu bölünmenin yanı sıra, Atatürk adına “Atatürkçü Düşünce” ticaretinin fikir babası olmasını da başarmışlardır. Nedir bu ticaret? Atatürkçülük yapıyoruz, topluma Atatürkçülüğü tanıtıyoruz diye,kendileri bir şeyler üretmeden, Atatürkçülüğü anlatsınlar diye Türkiye`den Atatürkçüler getirtiyorlar Peki, bu durumda kim kazançlı çıkıyor? Elbette ki, Atatürk`ü, devrim ve ilkelerini içlerine sindiremeyenler! Bu derneklerin içinde muhakkak yürekten Atatürkçü olanlar vardır. Vardır, ama ne hikmetse birbiriyle bir araya gelip fikir alış verişinde bulunmazlar. Sonuçta Atatürkçülükte mangalda kül bırakmayan, ama birbirine şaşı bakan gruplar meydana gelmiş oluyor. İşte bu oluşma da toplumda negatif bir hava yaratmaktadır. Sadece negatif bir ortam yaratmadığı gibi, zararlı da olmaktadırlar. Onun içindir ki, 20 yıldır Atatürkçülüğü haykıranlar ne Türkiye`de ve ne de Avrupa ülkelerinde bir ilerleme kaydedebilmişlerdir.  Çünkü kişisel çekişmeler, ön plana geçmiştir. Durum böyle olunca da ne ülkede ve ne de Avrupa`da yaşayan Türklere Atatürk`ü ve ilkelerini tam anlamıyla benimsetme gayretini gösterebilmişlerdir.

Öte yandan Atatürkçülüğü, laikliği savunanlar, kendi arlarında kırk parçaya bölünürken, şeriatçılığı savunanlar tek bir gövde gibi birleşmektedirler. Şeriatçılar, şeriatçı olduklarını açık açık söylerken, kimi Atatürkçüler, Atatürkçü olduklarını bile gizliyorlar. Türlü adlarla kurulan sayısız dernekler ayrılık tohumları ekiyorlar. Düşman burnumuzdan tutuyor, biz Atatürkçüler hala bölünüyoruz. Bir atasözümüz vardır: “Böleni kurt yer, ayrılanı ayı” Uyanın ey aymazlar uyanın! Atatürkçülük maskeli şeriatçılar geliyor, şeriatçılar! Mustafa Kemal Atatürk`ün manevi mirasını korumanın, esirgemenin biz gerçek Atatürkçüler için namus borcu olduğunu asla unutmayalım!

 

Dr. Yüksel Cavlak ADK Başkanı, Almanya

Dr. Hüseyin Pekin ADK Başkan Yard. İsviçre