|
ABD ve AB hükümetten daha çok tedirgin
Görünen o ki, bir aydan bu yana yapılan cumhuriyet mitingleri büyük dostumuz ABD`ni ve küçük dostumuz AB`ni oldukça tedirgin etmiş. Yapılan her mitingin arkasından her iki dostumuzdan(!) kaygı dolu mesajlar gelmektedir. Onları kaygılandıran, arka arkaya yapılan mitingler değil, özellikle meydanları çınlatan sloganlar. Nedir onlar? Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye Bu sloganlar, onlara Atatürk`ün bağımsızlık ruhunun, 1919`da olduğu gibi, tekrar canlandığını, ülke sathına yayılmaya başladığını ve gelecekte bu büyük, sevecen dostluğun sonu olabileceği sinyallerini veriyor. Boş vaatlerle AB masalına inandırılan halk, yurtseverlerin durmadan uyarmaları karşısında, artık gerçekleri anlamaya başlamıştı. Nasıl Gümrük Birliği`nde yediği kazığın acısını sonradan fark ettiyse, AB adı altında atılacak ikinci bir kazığa kendisini hazırlamakta ve reddetmektedir, bağımlı basın her ne kadar olayı süslese de püslerse de! Gerek ABD ve gerekse AB, oltadaki balığın, hareketsiz görünse de bile, hala canlı olduğunu ve kendisini oltadan kurtarmak istediğini anlamaya başladı. Onun içindir ki, tedirgindirler ve olaylara kaygı(!) ile bakmaktadırlar. Yanlış anlaşılmasın, bizim açımızdan değil kendileri açısından.. Bütün korkuları, Mustafa Kemal`in evlatlarının torunlarının uyanması, 1919`u hatırlaması ve Tam bağımsız bir Türkiye`ye kavuşmasıdır. Sahneye konulan AB`nin ve ABD`nin oynadığı rol ne kadar belli olsa da, geleceklerini dış ülkelere bağlamış olanlar hala ellerinden geldiği kadar, halkı uyutmamak için uğraşmaktadırlar. Kabul görmeyen ve reddedilen 1 Mart teskeresini, Türkiye için büyük bir kayıp olarak gösterenler var. Onlarda biliyorlar ki, eğer 1 Mart teskeresi kabul edilseydi, 80 belki de 100 bin Amerikan askeri en ölümcül silahlarla donatılmış olarak Güneydoğu bölgesine, bir daha çıkmamak üzere yerleşeceklerdi. Ve ayrıca, teskere kabul edilmiş olsa bile, Kuzey Irak bizim için, girilmesi yasak tabu olacaktı. Herhalde 1919`larda, ülkeyi kurtarmak için çaba harcayan Mustafa Kemal içinde Sevr kabul edilseydi, bu kadar kayıp vermez, dostlarımızla gül gibi geçinirdik demişlerdir! Bu ne kadar saçma sapan haince bir düşünce ise, 1 Mart teskeresi hayalide o derece saçma sapan haince bir düşüncedir. AKP içinde bir sürü yurtseverlerin bulunduğuna oturup dua edelim de!.. AB konusu da başlı başına bir konu; AB şövalyeleri durmadan AB`ni şişire şişire, aydınlığın refahın AB`de olduğunu anlatmaktadırlar. Tanrıya şükürler olsun ki, ülkemizde sayıları az da olsa yurtsever bilim adamları var ve bunlar da geceli gündüzlü halka gerçekleri anlatmaktadırlar. AB şövalyeleri yalnız ülkemizde mi vardır? Yurtdışında istediğiniz kadar!..Özellikle Türk kökenli Alman milletvekilleri veya parti üyeleri ( Yeşiller Partisi) Türkiye`nin geleceğini AB`de görmektedirler. Ve ayrıca hükümetteki bazı Alman milletvekillerinin(gene Yeşillerden) Türkiye`yi AB`ne girmesi konusunda en çok desteklediğini her defasında dile getirmektedirler. Bunu AB- Türkiye sevgisini de bakın nasıl anlatmaya çalışıyorlar: genel Başkanımızın (Claudia Roth) İzmir`de evi var, her yıl oraya gidiyor.!... Hatırlayacaksınız, Alman aşırı sağcı bir partinin genel başkanı (Die Republikaner) da ülkemizi çok seviyor, galiba Bodrum`da evi var. Ama bu parti, iktidar olduğunda, ülkeden ilk atacağı yabancılar Türkler olacak. Bu da bir gerçek! Yani demek istiyoruz ki, bir yabancının Türkiye`de evi olması, Türkiye`yi ve toplumunu sevmesi eş anlamda değildir. Bir yabancının bizi sevmesi pek o kadar önemli değil. Önemli olan bizim birbirimizi sevmemiz, ülkemizi korumamız ve her şeyden önce aydınlığı, refahı, çağdaşlığı Mustafa Kemal`in çizmiş olduğu yolda aramamızdır. Çünkü Norveç li ünlü yazar İbsen`in (1828- 1906) kısa ve öz olarak dile getirdiği gibi Aydınlık özlemi, yaşamın kutsal kuralıdır.
Dr. Yüksel Cavlak ADK Başkanı Almanya
|