ADD`lerin miatı doldu artık!

yerine

Ulusal Birlik Derneği

 

Büyük bir özveriyle, hayata geçirilen ve topluma söndürülmek ve unutturulmak istenen Atatürk devri ve ilkelerini tekrar anlatmak için kurulan Atatürkçü Düşünce Dernekleri ve diğer çağdaş dernekler zaman ilerledikçe ne yazık ki, hedeflerinden uzaklaştılar. “Bu bir bayrak değişimidir” diyerek derneklerin başına gelen yöneticiler gene ne yazıktır ki, Atatürkçülüğün özünden ayrılarak kuru sözlerle, Atatürk`ün sözlerini tekrarlayarak ve milli bayramları klasik bir şekilde kutlayarak, topluma Atatürkçü düşünceyi anlatmaya kalktılar. Ellerine aldıkları bayrağı bir türlü ileriye götüremediler. Dernek sayıları gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında zamanla artmasına rağmen, kitleleri derneklerine çekemediler.  Türkiye`nin bir kaostan diğerine sürüklendiği ve bağımsızlığının tehlikede olduğu şu son yıllarda, ciddi adımlar atamadılar, her alanda sessiz kaldılar. Aktif rol oynama yerine pasif kalmayı tercih ettiler. Aynı düşünce ve aynı hedefte birleşerek gitmek yerine maalesef bölünmeyi tercih ettiler. Bu zayıflığı fark eden karşı devrimciler atağa geçerek, hem bu tür dernekleri susturmayı hem de kendi bildikleri yolda ilerlemeyi becerebildiler. Zaman, ayrılma, bölünme zamanı değil. Tam tersine,  birleşme, kenetleşme zamanıdır. Maalesef bunu işbirlikçiler Batılı dostlarıyla pek güzel yapmaktadırlar.

Her geçen gün ülke tam bağımsızlığını, saygınlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Büyük acılar çekerek bağımsızlığı elde etmiş olan Türkiye Cumhuriyeti, emperyalistlerin emellerine terk edilirken, bu dernekler olup bitenleri sessizce seyretmektedirler. Vakit geçmeden, bu duruma dur deyecek bir birleşmeye gidilmesi şart olmuştur artık. Türkiye Cumhuriyeti, her ne kadar milli bayramlar kutlansa da, modern, laik Türkiye Cumhuriyeti denilse de, Türkiye Cumhuriyeti 1923`te kurulan Cumhuriyet değil artık. Bu konuda bir fikir birliğine varmamız şart. Ayrıca 21`inci yüzyılda Türkiye içten ve dıştan gelen baskılarla dönüşü olmayan bir yöne doğru itilmektedir. Nasıl 1919`larda kurulan çeşitli dernekler, ülkenin geleceği için birleşmişlerse, aynen bugünde,  adları ne olursa olsun, sayısız derneklerin geçici de olsa bir araya gelerek “Ulusal dernek” kurmaları bir şart olmuştur. Bu kural yalnız dernekler için değil, partiler içinde geçerlidir. Parti yöneticileri havanda su döverek topluma sayısız öneriler getireceklerine, kendilerini ön plana çıkaracak laflar üreteceklerine, ülke emperyalistlerin ağına düşmeden, bağımsızlığı kaybetmeden tek parti adı altında toplanmalıdırlar. Bu partinin adı, geçici olarak, “Ulusal Birlik Partisi” olabilir.

Ancak böyle bir “Birlik” oluştuğu takdirde, Mustafa Kemal`in Türkiye`si hem işbirlikçilerden hem de dış baskılardan kurtularak, eski saygınlığına, tam bağımsızlığına kavuşur.

Evet, böyle bir “Birlik” in oluşturulmasıyla, nerede ise harikalar yaratan bir ülkeden söz ediyor bugünlerde dış dünya. Güney Amerika`nın örnek öğrencisi olarak adlandırılan bu ülke eski diktatör Pinochet`nin yenilenmiş ülkesi Şili`dir. “Orta Sol Birlik” ile yenilerde yapılan başkanlık seçimini bir kez daha kazanan ılımlı sosyalist “Concertation” (Ulusal Dayanışma) iktidarı, bir yandan ekonomik kalkınmayı gerçekleştirirken öte yandan demokrasiyi, adaleti güçlendirmiştir. Böylece, 1987`de %45 olan yoksulluk oranı %19`a kadar düşürülmüştür. Milli gelir, ihracat önemli derecede artış göstermiştir. Bununla birlikte zengin-fakir arasındaki fark yeterince düşürülemediği için başkan Lagos,  eğitime birinci önceliği veriyor. Ayrıca, silahlı kuvvetlerin politik üstünlüğünü güçlendirmeyi de göz ardı etmiyor. Başkan Lagos, bakımlı bahçelerde güzel çiçekler yetiştirirken ayrık otlarını ayıklamayı ihmal etmiyor, dikkatli davranıp makasla, bıçakla elini kesmeden.

Ülkesindeki orta (liberal) güçlerle ulusal solcuları bir araya getirerek, oluşturduğu “Concertation” örneğinin ülkesine, halkına mutluluklar getirdiğini dünya aleme gösteren başkan Ricardo Lagos`u bizde kutlar, başarılarına başarılar katmasını dilerken, Şili örneğine çok gereksinimi  olan ülkelere de “darısı başlarına!” deriz.

Kaynakça: Tages-Anzeiger, 10.12.2005,

Dr. med.Yüksel Cavlak Almanya

Dr. jur.Hüseyin Pekin İsviçre