|
Bağımsızlık elden gitmeden...
Bin bir güçlükle bundan 84 yıl önce elde ettiğimiz bağımsızlığın değerini anlamak için tekrar SEVR Antlaşması`nı ve Amerika`nın gerçek sahipleri olan Kızılderililerin durumu gözden geçirmek gerekir. Amerika kıtası keşfedilmeden önce, topraklara Kızılderili adı verilen (gene bu adı verenler de Batılılardır) yerli halk yaşıyordu. Amerika`da 500 den fazla Kızılderili kabileleri ve o kadar da dil ve diyalektler vardı. Bu yüzden bir kabile diğer kabile anlaşmakta zorluk çekiyordu. İşte farklı dilleri ve diyalektleri konuşmaları, göçebe olmaları, beyazların gelmesiyle, sonlarını hazırlamış oldu. Beyazların ellerinde tek bir silah vardı; Alkol. Birbirine düşürülen yerli halk, eninde sonunda belirli bölgelerde yaşamaya mahkûm edildiler. Yani bir nevi açık hava cezaevi gibi, rezervat adı verilen yerlerde, yaşamaya terk edildiler. Kibarcası koruma altına alındılar! Böylece koskoca bir kültür ve anadilleri yılların içinde eriyip gitti. Şimdi, bu yerli halk bundan 200 yıl önce, alkolün etkisi altında uyutularak ellerinden alınan topraklara sahip çıkmak için harekete geçtiler. Amerikalılar, elde ettikleri toprakların bir parçasını bile vermeye razı olurlar mı, bilinmez! Gerek Kızılderililerde gerekse Avustralya`daki Aborjinlerde ulusal bir duygu uyanmış olsaydı, tek bir dili konuşsalardı, bilinçli davranarak topraklarını korumuş olsalardı, bugün Amerika kıtasında bir Kızılderili Devleti olacaktı. Amerika, da yerli halkın, Kızılderililerin tradejisi ister istemez o uğursuz SEVR Antlaşması`nı ile kafamızda bir çağrışım yaptı. Osmanlı Devleti`nin I. Dünya savaşı`na katılarak, savaşı kaybetmesini bahane eden Batılılar, aynen Amerika`daki Kızılderililere yaptıklarını yapmak istediler. Bunun için de SEVR adı verilen Antlaşmayı Osmanlı Devleti`ne imzalattırdılar. Eğer bu SEVR Antlaşması`nı okursak, SEVR= Rezervat olduğunu hemen görürüz. - Osmanlı Devleti tümüyle dağıtılacak - 50 bin kişilik bir asker gücü bırakılacak - İngiltere, Fransa ve İtalya, Fırat Nehri`nin doğusunda Ermenistan, güney kısmında da bir Kürt devleti kurulması için çalışacaklar - İzmir bölgesi yunanlara verilecek - Geriye kalan topraklarda, Türk devleti oluşacaktı ve burası da yabancı devletlerin mali ve askeri denetiminde olacak Görüldüğü gibi SEVR Antlaşması ile Kızıulderililerin rezervatları arasındaki bir fark yok. Nasıl Kızxılderililer, rezervattan dışarı çıkamıyorlarsa, Türkler`de aynı şekilde sınırları yabancılar tarafından çizilen topraklarda yaşamak zorunda kalacaklar. Onun için bağımsızlık elden gitmeden, bütün bunları göz önünde bulundurmalı Türk toplumu. Ondan sonra Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye`nin değeri ortaya çıkacaktır. Aydın denenler, ülkesini sevenler ve her şeyden önce Mustafa Kemal`in Neferleri, en azından bu iki olayı Anadolu`da halka nokta, virgül atlatmaları gerekmektedir. Çünkü toplum, bağımsızlığın ne olduğunu unutmaya başladı. Daha güzel bir deyimle, bağımsızlık sözcüğü unutturuldu! Bağımsızlığı, Bilmece bildirmece dil üstünde kaydırmaca yaparak, globalleşme sözcüğü ile süsleyerek, globalleşme= bağımsızlık palavrasıyla halka unutturmaya çalışıyorlar. Bunu yalnız, karşıdevrimin yaptığını sanıyorsanız, aldanıyorsunuz. Ne yazık ki, Samimi Atatürkçü- Yumuşak Atatürkçü olarak halkın karşısına çıkanlar da yapmaktadırlar ki, en tehlikeli olanı da budur zaten! O zaman geriye kala kala, gerçek Mustafa Kemal`in Neferleri`ne çok büyük ve önemli bir görev düşüyor; Samimi Atatürkçülerin yaptığı gibi Vatan Millet Sakarya edebiyatını bir yana bırakıp, Türk toplumuna yeniden, onların anlayacağı dilde SEVR`in ne getirip ne götüreceği anlatılmalıdır aynen Tonguç Baba`nın İsmail Hakkı Tonugç) yaptığı gibi. Tonguç Baba`nın öğretmenlere yazdığı şu mektup yol gösterici olmalıdır: ...Evinde okulunda, ahırında, işliğinde, kümesinde, tarlanda hep iş başında bulunacaksın. Tembellere, işsizlere yuva olan yerlerden kaçacaksın. Seni arayanlar iş zamanında daima işinin başında bulacaklar. Yalnız para için, kendi faydan için çalışmayacaksın Halkın mefaatını kendi menfaatından daima üstün tutacaksın. Enstitüde öğrendiklerini hem öğrencilere hm de köylülerine öğretmelisin. Senin bildiklerinle onların bildiklerini, onların bilmedikleriyle yan yana getirerek bir çalışma planı yapmalısın. Yeni hayat anlayışını ve görüşünü köy sokacak, insanları bu anlayışa göre yuğuracaksın. Bu sözlerle de Tonguç Baba`mızı anmış olduk. Tonguç Baba`nın bu reçetesi uygulandığı takdirde, iktidara kim gelirse gelsin, halkın elinden bağımsızlığı alıp da başkasına veremez. Bu reçeteyi de uygulayacak olanlarda, Mustafa Kemal`e, ne sözde ne de özde inanmış değil, yürekten inanmış, yalnız O`nu kalbinde değil, ilkelerini belleklerine yerleştirmiş Mustafa Kemal`in Neferleri yapabilir ve yapacaktır da...
Dr. Yüksel Cavlak
|