"Gerçeği konuşmaktan korkmayınız" Atatürk

AB Başdanışmanı Birand`dan inciler

 

AB Başdanışmanı Birand`ın „İnci`lerin anlamak istemedikleri“ yazısını okuyunca, 1919`da olup bitenlere bir göz atmak ihtiyacını duydum birdenbire. İki değerli ulusalcı yazar „AB mi?“ derken, bir diğeri „AB`ne ihtiyaç vardır“ demektedir.

Herhalde siz de olsanız aynı şeyi yapardınız ve hemen tarih kitabına müracat ederdiniz. İstanbul işgal altında, Düşmanlar, ülkeyi paylaşmak için  kapıya danaymışlar.  O zamanın yurtseverleri, şimdiki ulusalcılar gibi çırpınıp dururken, bazı basının yazarları da  tam tersine, kurtuluşu ABD`nin veya İngilizlerin kanadı altına girmeyi uygun bulmakta, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının davayı bir nevi vatana ihanet gibi görüyorlardı.

Sonunda kim kazandı? Mustafa Kemal`e destek verenler ve bu yazarımızın da yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Bütün bunları bilen ve hatta  bir ayağı Brüksel`den olan AB Başdanışmanı`nın, Türkiye`nin AB`ne hayatta giremeyeceğini, daha doğrusu bu şekilde (bölünmeden) alınmayacağı bilmesi gerekirken, nasıl olurda ulusalcıların yanıldığını yazabiliyor?

Yazısında aynen 1918`de olduğu gibi „Eğer, halk AB`den soğutulursa, Türkiye bir din devletine dönüştürülür. Bunu mu istiyorsunuz?“ demeye getiriyor.

Merak ediyorum; acaba bu vatandaş, okulda İnkılap tarihini okumadı mı? Yoksa okudu da öylesine mi okudu?

Gene merak ediyorum; Acaba bu vatandaş, AB`nin koskoca bir Jugoslavya`nın bölünmesinden hiç mi haberi olmadı?

Her şeyi herkesten daha iyi bildiğini sanan AB Başdanışmanı, Özdemir İnce, Erol Manisalı, Melih Aşık gibi ulusalcılarımıza ders vermeye, akıl satmaya soyunarak, Türkiye Cumhuriyeti`nin varolmasını  AB`ne üye olmasına bağlı olduğunu bir türlü anlatamadığını üstüne basa basa yineliyor.Bizleri değil, ama kimleri inandırmayı gözüne kestirdi ise masal anlatmayı sürdürüyor yazısında.

Çok sevdiği AB`nin Türkiye`den, insan hakları, aydınlık yerine neler istediğini şöyle bir sıralayalım:

-Kıbrıs`ın tammının Rumlara bırakılması

-Ege`de Yunanistan`ın isteklerinin kabulü

-İstanbul`daki Fener Rum Patrikliği`nin Ekümenlik unvanının tanınması, ardında da İstanbul`un Bizanslaşmasını sağlama girişimleri

-Heybeliada`da Ruhban Okulu`nun açıklaması

- Ve bir sürü istekler, istekler...

Sözün kısacı, 21. Yüzyılın SEVR`in uygulanması. İşte AB Başdanışmanı`nın çok sevdiği AB`in yüzü!

Ancak, Birand ve Birand gibi düşünenlerin bilmeleri gereken bir büyük gerçeklik vardır ki, o da, tekerrür edecek olan tarihin sadece Damat Ferit lehine değil, Mustafa Kemal lehine de tekerrür edebileceğidir. Ve bu olasalık çok, ama çok daha kuvvetlidir.

 

Dr. Yüksel Cavlak