|
19 Mayıs yaklaşırken
Her yıl olduğu gibi bu yılda 19 Mayıs Spor ve Gençlik Bayramı kutlanacaktır. Ne yazık ki, her yıl olduğu gibi bu yılda anlam ve önemi unutulmuş olarak kutlanacak. Geçmiş yıllarda o kadar ileri gidilmişti ki, 19 Mayıs günü stadyumlarda genç kızların kısa şortla mı yoksa eşofman giyerek mi çıkması tartışılır hale gelmişti. Komik olduğu kadar üzücü bir tartışmaydı! Ruhunu kaybetmiş olan bayramların ne kadar toplum üzerinde bir etkisi olduğunu takdirinize bırakıyoruz. Mustafa Kemal bu önemli günü, gençlik şenlik yapsın veya 19 Mayıs`ta Samsun`a çıktığını hatırlatsın diye düşünmedi herhalde. 19 Mayıs, Türk tarihinde çok önemli bir yer tutar. O gün Türk ulusunun emperyalizmin kıskancından kurtulacağı günün başlangıcıydı. O gün yalnız Türk ulusu için önemli değildi. Aynı zamanda emperyalizm sömürü altında ezilen diğer halkların kaderini etkileyecek bir gündür. Onun için 19 Mayıs Spor ve Gençlik Bayramı`nı kutlarken sadece bunu gençliğin bir şenlik bayramı olarak ele alınması doğru olmaz. Doğrusu, bu bayramı kutlarken, 19 Mayıs`ın anlam ve önemini anlamaya, unutturulmaya çalışılan anlam ve önemi genç kuşaklara anlatılmaya çalışılmasıdır. Eminiz ki, 19 Mayıs`ta başlatılan mücadelenin kime karşı yapıldığı çoğumuz tarafından bilinmemektedir. Tek bilinen, Mustafa Kemal`in o meşhur Bandırma vapuru ile Samsun`a gittiğidir. Yıllar akıp gittikçe, geriye sadece, 23 Nisan`da olduğu gibi, bayramı kutlama kaldı. Mustafa Kemal, Samsun`a yola çıkarken, ulusu için nasıl bir ağır sorumluluk taşıdığını biliyordu. Ve gene karşısında kimlerin, nasıl arkası pek güçlerin olduğunun bilincindeydi. Ülkeyi sömürmeyi ve Türk halkını ortadan kaldırmayı planlayanların kimler olduğunu hatırlatmakta fayda var diye düşünüyoruz. Marmara ve Ege bölgesine göz dikmiş Yunanlar. Akdeniz sahillerini paylaşmak için acele eden İtalyan ve Fransızlar. İngilizler zaten her yere burunlarını sokmuşlardı. Bunların karşısında, düzenli bir ordusu olmayan, savaşlardan yorgun düşmüş bir toplum ve bir de bağımsızlık ateşini alevlendiren bir Mustafa Kemal! Türk ulusundan güç alan Mustafa Kemal ve arkadaşları, 19 Mayıs 1919`da başlattıkları bağımsızlık savaşı bir mutlulukla sona erdi ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Aradan 87 yıl geçti. Ve biz ileriye baktığımızda ne görüyoruz? Ya istiklal ya ölüm sloganı ile ülkeden kovduklarımız tekrar karşımızda. Bu sefer karşımıza AB örtüsü ile çıkmazlar mı? Eksik olmasınlar, işbirlikçilerin gayretleriyle, ülkemizden kovduğumuz ülkeler bambaşka bir metotlarla ülkeyi işgale başladılar. Bir an tarafız düşünecek olursak; üstümüze, üstümüze gelen bu devletlerin pek o kadar suçları da yok! Biz istiyoruz ve onlara Gelin bizi gene eski halimize koyun diye mesajlar veriyoruz. Onlarda bu görevi seve seve yapıyorlar. Ama 1919`daki gibi değil Ülkeyi bölmek istiyoruz, bize düşen payı alacağız diye değil. Ya nasıl? Ülkenize aydınlık getireceğiz. İş sahaları yaratacağız. İnsan gibi yaşayacaksınız diyerek. Elbette ki böyle palavra atarak aramıza, işbirlikçilerin de gayretleriyle sokulurlar ve elimizi ayağımızı bağlarlar, eğer tarihi unutursak, verdiğimiz savaşın anlam ve önemini hatırlamazsak! Dost postuna bürünerek aramıza karışanlar Lozan`ı bir kenara bıraktılar ve hemen Sevr çarkını çalıştırmaya başladılar. Bizler bunun farkında bile değiliz, ama muntazaman 19 Mayıs `ı şenliklerle kutlarız. Hani derler ya Eğri oturup doğru konuşalım. Hak ettik mi, 23 Nisan`ı, 19 Mayıs`ı ve 29 Ekim`i kutlamayı yapılan birçok aymazlıktan sonra? Şu son kutladığımız 23 Nisan olayı belleklerimizde taze olarak duruyor, daha unutmadık! Fakat şunu iyice bilelim ki, hiçbir ulus, hele hele Türk ulusu asla umutsuz yaşamaya mahkum olamaz. 19 Mayıs 1919, bu umudun gizemli anahtarıdır. Her umutsuzlukta imdadımıza yetişecektir. Bakınız, şimdi Türkiye`nin önünde bir şans var. Bu gerek sağda, gerek solda güç birliği oluşturmaktır. Türkiye`de demokratik sol ya da liberal sağ tek başına ve birlikte ancak bu şekilde iktidar olabilir. Ya da iktidara ortak olabilir. Aksi takdirde her iki grup da yenilgiye uğrar ve onların uğradığı yenilgi ulusun yenilgisi olur. Siyasal İslam bir dönem daha iktidarda olma şansını yakalarsa eğer, Türkiye için yapılabilecek fazla bir şey kalmamış demektir. Türkiye`de ve dışarıda bunu özlemle bekleyenlerin olduğunu herkes biliyor. Egemenliğini henüz yitirmemiş olan Türk ulusu, ilk genel seçimde kararlılığını ortaya koymalı, iradesine egemen olmalıdır. Yoksa yarın vakit çok geç olacaktır. Bu öngörü değil. Görünen gerçeğin ta kendisi. Türkiye`yi bu sokulduğu girdaptan, demokratik solcularla özgürlükçü sağcıların güç birliği yapmaları kurtaracaktır (Emekli general Doğu Silahcıoğlu`nun Cumhuriyet gazetesi yazarı Leyla Tavşanoğlu ile 12 Mart 2006 tarihinde yaptığı söyleşiden.)
Dr.med. Yüksel Cavlak Almanya Dr. jur. Hüseyin Pekin İsviçre
|