|
Bizim kahve
Batının nesine uyum sağladılar veya nesini sevdiler? Avrupa, Avrupa, ben sana uyaman ya!
Son günlerde AB konusunda hem hükümet hem de batı cephesinden çok farklı haberler geldiği için, bizim kahvede tartışma bu konu üzerinde odaklanmıştı. Kahvedekiler ne iskambil oynuyor ne de köşedeki büyük ekran televizyona bakıyorlardı. Kahvenin daimi müşterisi olan yaşlıca, sakalıyla bir filozofu andıran bir müşteri söze başladı: İstanbul, İstanbul iken, gelen turistleri ağzımız bir karış açık seyrederdik. Turizmden bihaber olduğumuz 0 devirlerde, çoğunlukla turistleri İstanbul`da görürdü, Onların giyimleri, konuşmaları bizleri etkilerdi. Ağızlarını yayarak yes demelerini duymak için sıraya girerdik. Hele hele sarışın boylu poslu turist kadınları, sanki başka bir dünyadan gelmişler gibi seyretmeye bayılırdık. Kendimi bildim bileli, bizlerde bir Avrupa merakı vardır. Avrupa malı olsun da, ne olursa olsun misali kendimizi kaptırmışız Avrupa`nın, Batının cazibesine! Gel zaman git zaman, hayaller gerçekleşti. Avrupa yolları, tatil yapalım da, kentleri, insanları görelim diye değil de, imanımız gevreyinceye kadar çalışalım diye bizlere açıldı! Kimileri Açılmaz olaydı da, ben buralara gelmeseydim, onları görmeseydim derken bazıları da Avrupalıları seviyor muyum, onlara kızıyor muyum diye düşünürken tam tamamına 45 yıl uçup gitti. Bu geçen yıllar arasında, ülkede iktidarlar değişti. Üç aşağı beş yukarı hemen hepsi doğudan esen rüzgârla batıya doğru koşmak için, Avrupalıya erişmek için uğraşı vermeye başladılar. Avrupa ülkeleri bir araya gelerek Avrupa Birliği`ni oluşturunca, iktidardakilere de Batı sevdası bulaşıverdi, İstanbul`un İstanbul zamanlardaki gibi! Gecen bu 45 yıl içinde, ülke nüfusu 70 milyonu, yurtdışındaki yurttaşlarında 4- 4,5 milyonu buldu sayıları. İki taraftaki insanların düşüncelerini araştırdığımızda, hangisinin batıya uyum sağladığını veya batının nesini sevdiğini anlamanın oldukça zor olduğunu görüyoruz. Kendisini AB`nin 12 yıldızı arasında görmek isteyen iktidarlar ne istiyorlar Avrupa`dan? AB ile yatıp AB ile kalkan hükümet ve onu destekleyen zevat uyum sağlamak için ne yaptılar ki? Hele bu son 3,5 yıl içinde, sevmeyi bir tarafa bırakalım, uyumdan bahsetmek söz konusu bile olamaz. Ne beyinsel ve ne de dış görünüş itibariyle Avrupalıya benzeye bildik. Kadın hakları, her geçen gün daha özgürce bir hale gelirken, AB, AB, aydınlık, aydınlık diye bağıranlara bakıyoruz, yaptıkları tam tersine, Özlediğimiz Batı 21. yüzyılı tam yaşarken, onlar kadın-erkek münasebetlerini zorlaştırıyorlar. Batıda özgürleşen kadının aksine kadını kapatmak, verilmiş haklarını geri almak için uğraşıp duruyorlar. Avrupa`da tek evlilik sürerken, kendi aralarında Benim 2 karım var, senin kaç adet? diye tartışıyorlar. Eksik olmasın Batılılar, hükümete uyum yasalarını sundular. Onlar ne yaptı? Kendilerine uygun olan uyum yasalarını çıkardılar. AB ile aydınlanacağız derlerken, katı dinsel eğitime tam hızla devam ediyorlar. Kılık kıyafet o biçim! Geriye ne kaldı? Geriye eski tas, eski hamam kalmadı mı? Peki, o zaman neden Batılı olmak için uğraşıyorlar? Batılının nesini seviyorlar? Ne çağdaşlığını, ne aydınlığını, ne giyimini, ne dinini, ne dilini seviyorlar Bakınız çocuklar için çevrilmiş çocuk çizgi filminde, domuz var diye, yasakladılar. Onlar sevmediği gibi, Batılı da onları sevmiyor! Onlar AB diyerek üstlerine gittikçe, Batılılarda aynı derecede yan çiziyorlar! Belli ki,Batılılar onları sevmiyor, ama ülkeyi çok seviyorlar!.. Peki, 45 yıldır Avrupa`da ömür törpüleyen Türk toplumu ne yapıyor? Onların aksine Batılıya uyum sağlayabildi mi? Batılıyı sevebildi mi? 45 yıldır, yıllarca özlemini çektiği, kılığına, kıyafetine, diline hayran olduğu Avrupalı ile beraber yaşayan Türk toplumu ne yazık ki, Batılıya bir türlü ısınamadı. Kendi kültürünü, geleneğini bir yana bıraktığı gibi, Batılının kültüründen bir şeycikler kapmak bile istemedi. Dilini öğrenmek bile istemedi. Batılıya Senin çağdaşlığından bana ne. Ben bildiğimi okurum. Ne benim kültürüm sana, ne seninki bana uygun. Kendimi ve çocuklarımı sana teslim etmem.,ve sonunda Avrupa, Avrupa ben sana uyaman ya diyerek kendi kabuğuna çekildi. Sanki Almanya`nın uyum ısrarlarına inat olsun diye Türk toplumu ne beyinsel ve ne de fiziksel, yani dış görünüşüyle Avrupalıya uymaya yanaştı. İktidar Batılıyı sevemiyor, ısınamıyor, 4,5 milyon Avrupalı(!) Türk de sevemiyor. Neden o zaman hep bir ağızdan Batılılaşalım diye tutturuyorlar? Bir aydınlanma safsatası için, Avrupalının kahrı çekilir mi? Eğer aydınlanmak istiyorsak, yak bir aydınlanma meşalesi, Avrupasız aydınlansın Türkiye! Ama onları derdi başka. Avrupalı, Avrupalılaşma, Batılılaşma adı altında, kendi çıkarlarını gün ışığına çıkarmak. Ne dedi Avrupalı? Laiklik sizin iç sorununuz Ne demek oluyor bu? Hadi Kemalizm`i içlerine sindiremiyorlar. Bunu anladık. Anlayamadığımız laik sorunu! İşin derinine gidince, anlıyoruz ki, onlar Mustafa Kemal`in laikliğini de istemiyorlar. Bu da iktidarın işine geliyor. Geliyor, çünkü laiklik onları da oldukça rahatsız ediyor, planlarının önünde aşılması zor engel olarak görüyorlar. Laiklik ve kiliseyi dengeye oturtmuş, çevresinde herhangi bir düşmanı olmayan, bu yüzden de ordusu siyasetin dışında kalmış, yani tuzu kuru olan Avrupa ülkeleri de bir türlü Türkiye`deki laiklik anlayışını ve TSK`yı kavrayabiliyorlar. Daha başka deyişle kavramak istemiyorlar. Durum böyle olunca, ülkeyi yönetenlerle AB arasında ortak bir payda oluşuyor. Bu da hükümetin işine geliyor. Nasıl iktidar, Türkiye`de demokrasiyi amaç olarak değil, bir araç olarak irdeliyorlarsa, aynen AB`yi de aynen öyle görüyorlar. Yani AB`ne girmek bir amaç değil, tamamen bir araç. Girildiği takdirde veya giriyoruz, gireceğiz safsatası çerçevesinde bir taşla iki kuş vurmak! Sevmedikleri laiklik`ten ve Kemalizm`den kurtulmak! Filozof görünümdeki yaşlı kişi sözlerini şair Nabi`nin şiiriyle noktaladı: Ben de yok sabr u sükun, sen de vefadan zerre/ İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kere
Dr. Yüksel Cavlak Dr. Hüseyin Pekin
|