Sivas`ı daima 4 Eylül 1919 ile anmalıyız, Madımak vahşeti ile değil!

 

Anımsanacağı gibi Sivas Kongresi`nin yapıldığı 4 Eylül 1919 tarihi ulusal istencin oluştuğu, ulusal mücadelenin somutlaştığı ve emperyalist güçlere başkaldırım, dünyadaki ilk adıdır. Cumhuriyet oluşumuna varan yolun temel taşıdır.

Sivas, tarihimizdeki bu öneminden dolayı, Cumhuriyeti kuranlarca değerlendirilerek devlet kenti konumuna getirilmişti. Bu çerçevede 1930`larda demiryolu getirilmiş, 1932`de elektriğe kavuşmuş, 1933`de Halkevi şubesi açılmış, 1938`de Divriği Demir madenleri işletmeye girmiş, 1939`da DDY Cer Atölyesi kurulmuş, 1943`te de Çimento fabrikası açılmıştır.

Bu ilgiden ve önemli yatırımlardan dolayıdır ki, Sivas tam bir Cumhuriyet kenti kimliğini kazanmıştır. Bunun sonucu; yetiştirdiği insan potansiyeli ile ilerici, çağdaş, Cumhuriyete sahip çıkan bir kuşak olmuştur. Bu kuşağın san`atta, folklorda, eğitimde ve politikada, Türk toplumuna büyük katkıları olmuştur.

1950`lerden geçerli olmak üzere, bıçak gibi kesilen yatırımlar, Sivas`ı ileride doğabilecek olumsuzluklara, baş başa bırakmaya neden olmuştur. 1980`den sonra ise, alt yapısı oluşturulmadan ve halkı ekonomik yönden örgütlemeden uygulamaya konan liberal ekonomik politikalar sonucunda hızlanan göç, Sivas`ın hem ekonomisini ve hem de yetişmiş insan potansiyelini yitirmesine neden olmuştur. İstatistikler, Anadolu`dan büyük kentlere en fazla göçün Sivas`tan olduğunu göstermektedir.

Sonuçta, Sivas`ın ekonomik ve sosyal yapısı alt üst olmuş, özel sektör doğası gereği karlı görmediği için yatırım yapmaktan kaçınmış, işsizlik ve yoksulluk hızlanan göçe neden olmuştur. Cumhuriyeti kuranlar, yaptıkları yatırımlarla Sivas`ı kalkındırırken, 1950`den sonra iktidara gelen çivi çakmayanlar bu günleri hazırlamışlardır.

Son yıllarda ülkemiz genelinde, laiklik, demokrasi ve cumhuriyet karşıtı güçlerin, devletin de aldırmazlığı ile yüreklenmeleri ile gerçekleştirilen, 37 güzel insanımızın yakıldığı Madımak Oteli Vahşeti, Sivas`ın Cumhuriyetle özdeşleşen aydınlık yüzünü karartmaya yöneliktir. Bu olaya karışanların elebaşlarını Sivas`a dışarıdan gelenler olmasının bilinmesi de bu gerçeği doğrulamaktadır.

Bu gerçeklikten hareketle Madımak Vahşeti`ni belleğimizde saklı tutalım ama, asla, Sivas`la özleştirmeyelim. Cumhuriyet düşmanlarına dört gözle bekledikleri bu fırsatı vermeyelim.

Sivas`ın ikinci adı 4 Eylül 1919`dur. Sonsuza kadar öyle kalacaktır ( Mehmet Erol Mahmutoğlu, Türkiye Sorunları sayı 18, Nisan 1997).

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya

Dr. Hüseyin Pekin İsviçre