|
Tam bize göre yazılmış bir masal!
1600`lerde yaşamış olan La Fontaine`nin masallarını hepimiz okumuşuzdur. Yazmış olduğu sayısız masallarından içinden bir tanesi var ki, bugünkü Türkiye`mizi tamamı tamamına anlatmaktadır. Gerçi bu masal bütün ülkeler içinde geçerli olmasına rağmen, bir Türk vatandaşı olarak, beni diğer ülkeler ilgilendirmemektedir. Bu masalın adı Cırcır böceği ve karınca. Hepimizin bildiği bu masalı çok kısa olarak özetleyecek olursak: Bir cırcır böceği bütün yaz boyunca bir ağacın dalında öter durur. Öte yandan karıncada o sıcağın altında durmadan çalışıp, kış hazırlığını yapar. Nihayet Sonbahar gelir. Bütün yaz boyunca öten cırcır böceği için etrafta ne sinek ne de herhangi bir hayvan kalmıştır. Son kırıntıları da toplamaya çalışan karıncaya gider, ağlamaklı bir halde derdini anlatır ve İlkbahar`a kadar kendisine yardım edip edemeyeceğini sorar. Karınca Bütün yaz boyunca ne yaptın? Ötüp durdun. Şimdi de dans et! diye cevap verir. Kıssadan hisse: Şu anda Türk toplumu da buna benzer bir durum yaşıyor. Hangi televizyon kanalı açsanız, hepsinde, insanların durmadan şarkı söylediğini, oyun oynadığını, fıkralar dinleyerek kahkahalar attığı görüyorsunuz. Gazetelere bakıyorsunuz, aynı durum. Bu gördüklerimiz Türkiye`deki insan manzaraları! Madalyonun arka yüzüne bakıyoruz, 10 milyon açlık sınırının altında, 20 milyon bu sınırın üstünde. Hepsi eder 30 milyon. Geri kalan milyonlar ise iki grup arasında kara kara düşünüyor! 70 milyonluk nüfusun, bol bol atalım, 5 veya on milyonu iyi, bir avucu da tam anlamıyla, dolce vita, şahane bir hayat yaşıyor. Bir avuç topluluk şahane hayat yaşarken, havaya gül yaprağı atar gibi dolarları atarken, bir yediğini bir daha yemez iken, geri kalan büyük çoğunluk da karnı aç, bu seçilmişlere bakarak gülüp eğleniyor, şarkı söylüyor, göbek atıyor! Kış geldi mi de aynen cırcır böceği gibi Açım, soğuktan donuyorum haykırmaya başlıyor. Aynen cırcır böceği masalında olduğu gibi! Şimdi burada iki şık var toplumun böyle davranmasında: Birincisi, açlık, geçim sıkıntısı, işsizlik, evsizlik hisseleri dondurmuş çareyi bu masalda olduğu gibi yaparak devre dışı bırakmaya çalışıyor. İkincisi ise, Battı balık yan gider diye düşünerek Boş ver! Oynamakta, gülmekte benim kaderimdir diyerek değil kışı, yılları harcamaya çalışıyorlar. Ya Avrupa`da yaşayanlar ne yapıyor? Bir üçüncü ihtimal daha var o da; Müzik ruhun gıdası diyerek, gönül mü eğlendiriyorlar? Avrupa`da durum pek farklı değil. Geçim sıkıntısına, işsizliğe, vatan hasretliğine rağmen, kurdukları derneklerde, düğün salonlarında halay çekip, gülüp eğleniyorlar, tepinip duruyorlar. Elbette ki bütün bunların altında, eğitimsizlik, eğitim düzeyinin çok düşük oluşu ve iktidarların vurdumduymazlığı büyük rol oynamaktadır. Ne demişti rahmetli Uğur Mumcu? Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz Fikir sahibi olmayınca da cırcır böceği gibi öter durursunun!.. Dr. Yüksel Cavlak
|