İstiklal Marşı

 

 Mehmet Akif Ersoy`un yazmış olduğu on dörtlükten oluşan İstiklal Marşı`mızın ilk iki dörtlüğünü ezbere biliriz. Özel günlerde, bu iki dörtlüğü söylerken, tüylerimiz diken diken olur ve birdenbire aklımıza vatan gelir. Elbet ki bütün dörtlükler güzel, anlamlı. Fakat iki dörtlük var ki, bence şu anda daha da önemli! Her şey de olduğu gibi İstiklal Marşı`nın anlamını tam kavrayamadan belleğimize boş bir kalıp olarak yerleştirdik. Herhangi bir şeyi bilerek, anlayarak belleğimizde saklarsak, o zaman elde edilen bilgiler bir anlam kazanırlar. Bakınız 5. ve 6. dörtlükte Mehmet Akif Ersoy neler yazmış:

 5. dörtlük:                   “Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın

                                     Siper et gövdeni, dursun bu haylazca akın.

                                    Doğacaktır sana va`dettiği günler Hakk`ın...

 Kim bili, belki yarın, belki yarından da yakın.”

 

Ve 6. dörtlük:               “Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı:

                                   Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

                                   Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”

 

Bu her iki dörtlük de zamanımıza ne kadar uymaktadır. Şair, sanki bugünleri tarif edip bizleri uyarıyor. “Bastığın yerlere “toprak” diyerek geçme, tanı” diyor şair. Biz ne yapıyoruz? Verimli veya verimsiz gibi görünen topraklarımızı hiç düşünmeden yabancılara sunuyoruz. Hatırlayacaksınız, Irak Savaşı başladığında niyeti bozuk ABD bir elinde demokrasi diğer elinde insan hakları ve arkasında topu tüfeğiyle bir taşla iki kuş vurmak istemişti; hem Irak`a kuzeyden girmek hem de Türkiye`nin güneyine bir daha çıkmamak üzere yerleşmek. Bunun içinde hemen hazırlığa geçip Türkiye`de toprak ve ev kiralamaya başladı. “Açım” demekten başka bir şey düşünmeyen halk hemen toprakları ve evlerini elden çıkarmaya başladılar. Düşünmediler ki, bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmış ve altında binlerce şehit yatmaktadır. Belki bunlardan biri dedelerinin veya dedelerinin dedesiydi! “Benim görevim ülkeyi pazarlamaktır” diyende herhalde bizler gibi bu dörtlüğü unutmuş olmalı ki, topraklar satışa çıkarıldı. Kurak gibi görünen toprakları bile yabancılar kapış kapış satın almaya başladılar. Bu yağmayı da işbirlikçiler ve onların borazanlığını yapan basın da desteklemektedir. Hepsi bir avuç dolar için! M.A. Ersoy son cümlesinde ne diyor? “Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.” Ve 5. dörtlükte de “ Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın” Dinleyen kim...

İnsanın ister istemez aklına, bu İstiklal Marşı`nın sonuna kadar okuduktan sonra şu soru geliyor; Mademki ülkeyi pazarlayacaktık, kovduklarımızı tekrar içeri alacaktık, neden binlerce şehit vererek ülkeyi kurtardık?

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya