|
Türkiye Cumhuriyeti`nde yabancı okullar
Basında çıkan bir habere göre Türkiye Araştırmalar Merkezi Direktörü Faruk Şen, Türkiye`de verdiği yemekli bir sohbette, Türkiye`de Alman üniversitesinin kurulacağının müjdesini veriyor. Verilen haberde Deutsche Akademische Austauschdienst, Alexander von Hulbold Vakfı, Uluslar arası Bremen üniversitesi ve Münster Üniversitesi`nin işbirliği ile Türkiye`de Almanca eğitim veren bir üniversite kurulacak ve üniversitede Alman profesörleri ders vererek Türk gençlerini yetiştirecek. Bu üniversitenin önemini de Faruk Şen şöyle izah ediyor: - Almanya, Türkiye`nin ithalat ve ihracatında birinci sırada yer alıyormuş. - Almanya`dan 2 milyon turist geliyormuş. - Almanya`dan Türkiye`ye 2 milyon Türk dönmüş. - Binlerce Alman firması Türkiye`de yatırım yapmış. - Almanca eğitim veren 3 adet lise var. - Bu kurulacak üniversite ile Almanya ile Türkiye arasında bilimsel bir köprü kurulacakmış. - Almanya`da 36 bin Türk genci için yeni bir alternatif oluşacakmış. Yani bu üniversite kurulursa... Bu haberi okuyunca, yakın tarihimizi karıştırıp yabancı okullar hakkında bilgi almak istedim. Biliyorsunuz ki, Lozan Antlaşması ile yeni bir ülke kurulmuştu, ama bazı sorunlar daha çözülmemişti. Bunlardan birisi de ülkedeki yabancı okullardı. Türk hükümeti bu yabancı okullarda Türk dilinin, Türk Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenleri tarafından okutulmasını, haklı olarak, ısrarla istiyordu. Bunun üzerine bazı okullar bunu kabul etmediler ve kapatıldı bazıları da bu yeni kurala uydular ve okulları açık kaldı. Türkiye Cumhuriyeti`nin idaresini üstlenen kadrolar herhalde bir şeyler biliyorlardır ki, derslerin Türk öğretmenleri tarafından okutulmasını şart koşmuşlardı. Osmanlı zamanında yabancı misyonerlik çıkarlarının ülkeye sızmasıyla yabancı okullarda arka arkaya açılmaya başlamıştı. Önüne gelen devletlerin misyonerleri okullar açtılar. Zamanla açılan bu okullarda kurallara dikkat edilmemeye başladı ve yıl 1895`i gösterdiğinde okul sayısı 74`ü bulmuştu. Sıkı kontrol altına alınmayan bu okullarda, çocuklara ağırlıklı batı kültürü aşılanıyordu. Gerçi Cumhuriyet döneminde, İstanbul Tıp Fakültesi`ne Almanya`dan kaçan bir çok profesör atanmıştı. Bu profesörler fakültenin kalkınmasına büyük katkıda bulundular. Bu değerli profesörlerin bazılarından, örneğin prof. Schwarz, prof. Heilbronn, prof Frank, prof. M, pro. Kosswig vs. ders alma şansına sahip oldum. Gerçekten bizlere kendi ülkelerinin kültürü yerine bilgiyi aşıladılar ve İstanbul üniversitesinin gelişmesine büyük katkıda bulundular. Bu vesileyle bütün hocalarımı saygıyla anıyorum. O zamandan bu zamana kadar köprünün altından çok sular aktı. Çağdaş eğitim iğdeleşti. Hem dinsel ağırlıklı eğitime geçildi hem de okullarda, bilhassa yabancı okullarda kontroller gevşedi. Türkçe konuşulan bir ülkede yabancı dil revaçta olmaya başladı. Dersler İngilizce verilmeye başlandı. İnsan ister istemez, bu tür okullarda o dilin ülkesine, kültürüne karşı bir sempati duymaya ve hatta kendi dilini de unutmaya başlıyor. Bunu değerli insan prof. Sinanoğlu bir örnekle dile getirmiş. Amerika, girdiği Havai`de halkın dilini kültürü, eğitimi allak bullak etti. Fransa`da Cezayir, de aynısını yapmadı mı? Halkın çoğunluğu kendi dilinden çok Fransızca biliyor. Almanya`da pek farklı bir metot takip etmiyor. Yıllarca uyum diyor, okullarda Türkçe dersini zorunlu yapmıyor Almanca öğren, Almanca konuş ve hatta Almanca rüya gör diyor. Bu metodun adı herhalde uyum olmasa gerek!... Türkleri araştırmakla görevli Türkiye Araştırma Merkezi direktörü prof. Faruk Şen, aldığı destekle Türkiye`de Alman Üniversitesi`nin kurulmasına ön ayak oluyor. ODTÜ örneğinde olduğu gibi bir de Almanca ders veren profesörlerden oluşan bir üniversite kurulacak. Neden? Yukarıda sıraladığımız faydalardan dolayı... Peki, bu kime yarayacak? Verilen habere göre, dersleri Alman profesörler verecek. Yani Almanya`daki plan dışı profesörler Türkiye`de kürsüye kavuşacaklar.Maaşlarını kim ödeyecek? Herhalde zengin(!) Türkiye... Peki, bu üniversiteye girmek isteyen öğrenciler ne yapacak? Üniversiteye girecek gençlerden ÖSYS`de en yüksek puanı almış olanlar tercih edilecek. Alın size gene bir soru; Peki Almanya`da doğmuş büyümüş ve örneğin lise ortalama notu 2,5- 3 olan öğrenci nasıl bu sınavı kazanacak? Bu durumda Almanya`da yaşayan gençlere imkân açılacakmış Türkiye`de! Benim bildiğim kadar buna kargalar da gülmez!.. Şimdi, kendimizi Almanca`ya alıştırmak için Den Spiess umdrehen diyelim ve Türkçe karşılığını olan (mızrağı çevirelim) de sessizce fısıldayarak şöyle düşünelim: Alman Eğitim Bakanı`na Efendim, biz Almanya`da Türk profesörlerinin ders verdiği bir Türk Üniversitesi kurmak istiyoruz. Para ve destek bulduk. Sizin O.K demenizi bekliyoruz. Bakalım Alman Milli Eğitim Bakanından, bizim Eğitim Bakanı`nın baktığı gibi sıcak bakacak mı? Nasıl bir cevap alacağımızı siz düşünün bir kere!..
Dr. Yüksel Cavlak Avrupa Düşünce Kulübü Başkanı Almanya
|