Böyle Türkçe ders kitabı olur mu?

 

Basında çıkan bir habere göre, Almanya`nın Recklinghausen kentine bağlı Oer-Erkenschwick`teki bir okulda (Hauptschule- zorunlu ilkköğretim okulu)Türk çocukları Türkçe`yi kendilerine verilen veya tavsiye edilen “Güzel Dilimiz- Türkçe Dil ve Okuma Kitabı” dan öğrenmeye çalışıyorlarmış. Yurtdışında yaşayan her anne babanın arzusu da bu zaten! Türk Çocuklarının Almanca dersleri yanı sıra güzel anadilini de çok iyi öğrenmesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu Türkçe okuma kitabının bir bölümünü var ki, burası çok önemli. Bu “Düşlerimizi Süsleyenler” başlıklı bölümde, güzel Türkçe`mizle hiç ilgisi olmayan bilgiler yer almaktadır. Bu bölümde renkli basılmış Türk ve yabancı şarkıcıların ve film oyuncularının resimleri yer almaktadır. Kitabı inceleyen velilerin gösterdiği tepki oldukça yerinde. Öyle ya, adı “Güzel Dilimiz- Türkçe Dil ve Okuma Kitabı” olan bu Türkçe ders kitabında bu şarkıcıların ne işi var? Bu ders kitabı Türkçe mi öğretiyor yoksa Türkiye`deki şarkıcıların reklâmını mı yapıyor? Burada Türk velilerin haklı olarak kitaba karşı gösterdikleri tepkinin yanı sıra, bu kitabı yazana ve belki de bu kitabın okunmasını onaylayan Alman eğitim yetkililerine tepki göstermeleri de önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı`nın bir uzantısı olan Eğitim Ataşesi`nin haberdar edilmesi ve onun bu konuya dikkatle eğilmesi gerekmektedir. Çünkü Hauptschule`nin (zorunlu ilköğretim okulu) 9`uncu sınıf gençlerine burada adları geçenler bir idol (ilah) olarak gösterilmektedirler. Öyle ya, nereden biliniyor ki, bu gençlerin düşlerinde yalnız ve yalnız bu kitapta gösterilenler kişiler var? Türkiye`de isim yapmış olan bu şarkıcıları zaten, Türk televizyon ekranlarında doya doya seyrediyorlar. Amerika`da bile unutulmuş olan James Dean`nı hatırlatmanın bir anlamı var mı? “Düşlerimizi Süsleyenler” bölümünü okuduğumuzda, burada anlatılan kişilerin bir ortak paydaları olduğunu görüyoruz; fakirlik, ailedeki çarpıklık! O zaman buradan bir netice çıkarmak gerekir ki, bu sonucu ders kitabında görmek mümkün değil. Türkçe ders kitabını yazan Dr. Emin Özdemir, buna değinmemiş ve bu konuda bir özetleme yapmamış.

Ayrıca bu ortak paydayı göstermek veya nasıl zirveye eriştiklerini, nasıl meşhur olduklarını göstermek için, belirli kişileri kullanmak da doğru olmaz. Bazı aileler o anlatılan kişiyi sevmeye bilirler ve çocuklarının da bunlara yakınlık duymalarını istemezler. Zaten basında çıkan haberde de bunları 7`den 70`e kadar herkes görüyor ve gazetelerde okuyor. Eğer kişiler adlı adınca, özgeçmişiyle anlatılmasaydı velilerin reaksiyonu da olmayacaktı. Kitabı gören veliler nasıl tepki göstermesinler ki? Tanrı aşkına kitabın 16`ıncı sayfaya aktarılan şarkının sözlerine bir okuyunuz: “Ne sevgide, ne aşkta/ Ne hayatta gülmüşüm/Izdırabım doğuştan/Ben doğarken ölmüşüm. Yazar, kitapta bu ve buna benzer şarkıları söyleyenleri bir nevi “Robinhood”  gibi göstermeye çalışmış, yani varoşlardaki gece kondular da yaşayanların sözcüsü, onların düşlerini süslemiş kişi olarak göstermiştir. Bu okullara giden Türk çocuklarının çoğunluğu da işçi ailelerindendir. Aileleri hem zar zor geçinmekte hem de yabancı bir ülkede vatan hasreti çekmektedir. Aynı dertler üç aşağı beş yukarı burada da yaşanmaktadır. Hemen hemen Avrupa`daki yaşamları, bu şarkılarda anlatılanlara benzemektedir Bırakınız yetişkinleri, bu genç beyinlerde bu tür anlatmaların nasıl bir iz bırakacağını düşününüz. Hautpschule`ye giden bu gençlerin buluğ döneminde olduğunu da göz ardı etmeyelim.

Hemen her yerde, buluğ dönemindeki gençlere toplum yaşamın çeşitli kesimlerinde (bilim, fen, sanat) seçkin değerler olarak tanıtılan kişiler, ortak aklın kabul ettiği, gerçekten imrenilecek ve örnek alınarak hem bireysel gelişmeye ve hem de toplumsal kalkınmaya olumlu katkısı olacak kişiler olmaktır. Dünyada olduğu gibi Türkiye`de de örnekleri çoktur. Örneğin, Suna Kan, İdil Biret, Yaşar Kemal, Mahmut Makal, Prof. Gazi Yaşargil, Prof. Oktay Sinanoğlu vb.

Gönül isterdi ki, bu ders kitabını yazan kişinin,16 sayfayı bulan “Düşlerimizi Süsleyenler- Die, von denen wir Träumen) bölümündeki adları geçenlerin haricinde gerçekten onlar gibi olmak istediğimiz kişilerle gençlere mesaj versin. Oldukça yanlış ve hatalı bir yaklaşımdır. Onun içindir ki, veliler de haklı olarak reaksiyon göstermişlerdir.

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya