Saadet zinciri!

 

Yanılmıyorsak bundan 7- 8 yıl önce Titancılar olarak bilinen bir grup Saadet Zinciri oluşturmuş ve milyonları toplamıştı. İnsanoğlunun doğasında olsa gerek, nasıl arı sıvısı bol olan çiçeğe koşarsa, nerede fazla kar var, insanlarda oraya doğru yöneliyorlar. Örnekler o kadar çok ki, hangisinden bahsedeceğimi bilemiyorum. İnternet`teki bir saadet zincirinin sistemi şöyle: bir hesaba 10 bin dolar yatırılır. Sizden sonra 10 bin dolar yatıracak 3 kişi bulursanız,  bir zaman sonra size paranız karlı olarak geri dönüyor. Yani birkaç ay sonra hesabınıza 30 bin dolar yatıyor. İnsanın iştahını kabartan bir kazanç yolu! Bulamazsanız, ne kar ne kazanç, kala kala bir bardak su!... Binlerce Holding zedelerin, Jet-Pa zedelerin durumu da bundan farklı değil. İnsanoğlu, paranın cazibesine kapılıp, olayı fark edemiyor. “%30 – 40 kar nasıl verilebilir ?“ diye kendisine sormuyor. Herhalde paranın gücü o kadar kuvvetli ki, kendisine sormak istemiyor. Hadi diyelim ki, alacağın cevaptan ürktüğün için, araştırmak istemiyorsun. Kazancın pırıltısı göz kamaştırıyor, düşünceyi bloke ediyor. Ve bunun için de tehlikeyi göremeyip üstüne üstüne gidiliyor.  Peki, ama ortada bir gerçek daha var; o da aldatılma! İnsanız diyoruz ve bir hata yapıyoruz. Ve gerçekler her defasında göğsümüze bir bıçak gibi saplanıyor. Kaybımız bir evlat acısı gibi yüreğimize oturuyor! Aradan daha uzun bir zaman geçmeden ikinci, üçüncü belki de dördüncü darbeyi yiyoruz. Buradan şu sonuç çıkarmamız gerekiyor: Havadan gelen fazla kazanca doğru nasıl koşuyorsak, aynı hızla da kazıklanmaya razı oluyoruz. Demek ki, her ikisi de insanoğlunun doğasında varmış ki, aynı hataları yapmakta inat edilip duruluyor.

Diğer bir saadet zinciri daha var. Bu saadet zinciri, iktidarların yarattığı saadet zinciridir. Bu devlet eliyle desteklenen saadet zinciri daha ziyade hukukun tam olarak işlemediği, ekonominin çürük temellere oturtulduğu bilinçli bir şekilde geri bırakılmış ülkelerde görülmektedir. Bu saadet zincirinin diğerinden farkı, zincire iştirak edenleri, hangi tabaka olursa olsun, başka yollardan saadete kavuşturmasıdır.. Burada aranan tek şart, bu saadet zincirini uygulayanın suyunda gitmektir. Bu şart kabul edildikten sonra, gerisi kolay! İhaleler, krediler birbirini takip ederler! Dediğim gibi bu saadet zincirine en alt tabakadan en üst düzey yetkiliye kadar katılma şansı vardır. Bu saadet zincirinin bir sakıncası var ki, o da göz kamaştırıcı çıkar nedeniyle, saadet zincirini sunana bağımlı duruma gelmektir. Bunun argo bir tabiri vardır ki, halk dilinde “Gebe kalmak” olarak bilinir! Bu zincire katılanlar, hiçbir şekilde, zincir sahibini eleştirme hakkına sahip değildirler. Yaptıkları takdirde, kurumuş tuzları tekrar nem kapmaya başlar! Onun için bu zincire kendilerini bağlayanlar, diğer saadet zincirinden farklı olarak, hiçbir şeye karşı gelemezler, bir suskunluk içindedirler. Bütün olumsuzluklarda toplumun hiçbir katından tık çıkmaz! Çünkü biri diğerine, herhangi bir şeyle bağlanmıştır. Böyle bir saadet zincirin işlediği ülkelerde, zincire iştirak etmeyenler, nasiplerini alamazlar. Alamadıkları gibi de, bin bir belayla karşı karşıya kalırlar. Öyle ya da böyle. Japonların en doğru şekilde dile getirdikleri gibi, saadet peşinde koşmak sonuçta gölgeye sarılmak veyahut ta rüzgarı kovlamak gibidir. Bu inançladır ki, Orhan Seyfi Orhon, bir ikilisinde “Saadet benziyor bir şaraba/ Düşüyor her seven gönül azaba” dememiş mi? Evet, yaza yaza sayfanın sonuna geldik. Son sözümüz de şöyle olsun: Yaza yaza yaz geldi/derelere kaz geldi/ daha yazacaktık ama/ Mürekkebim az geldi.

Dr. Yüksel Cavlak Almanya

Dr. Hüseyin Pekin İsviçre