Hazır tutulma (stand by) ve durma (stand)

 

İngilizce olan bu sözcüğün Türkçe karşılığı “hazır tutulma” anlamına gelmektedir. Evlerimizde kullandığımız hemen hemen bütün elektronik aletlerimizde, bilhassa televizyon cihazlarında bu sözcüğü görürüz. Televizyonu tamamen kapatmayız. Kumanda aletindeki stand by yazılan yere basarak televizyonu kapatırız. Gerçekte de cihazı kapatmamışızdır. Televizyon aletinde yanan kırmızı ışık bize, televizyonun tamamen kapalı olmayıp, açılmaya hazır olduğunu gösterir. Bu yazımızda biz sizlere elektronik aletlerin stand by`ından bahsetmek istemiyoruz. Konumuz Mustafa Kemal`in Türkiye Cumhuriyeti`nin ve toplumunun nasıl stand by düğmesiyle  “Hazır tutulma” ya geçirildiğinden bahsetmek istiyoruz.

1923`te yepyeni, tertemiz, laik ve modern bir yolda yürümeye karar kılmış ve adı Türkiye Cumhuriyeti olan bir ülke yaratıldı. Bu ülkeyi yaratanların sözcüğünde hazır tutulma” yerine “daima ileri” vardı.  Bu ülke halkı dünyanın gözleri önünde, arka arkaya yapılan devrimlerin ışığı altında her geçen gün büyük ilerlemeler kaydediyordu. Batının kem gözle baktığı bu güzel ülke, nazara geldi diyemeyeceğiz, yeteneksiz siyasetçilerin de eline geçince duraksama dönemine girdi. İşte ne olduysa bu dönemde oldu! Bir bulaşıcı virüs gibi, bu duraksama bütün ilkelere sıçradı ve adeta onları felç etti. Zamanla fonksiyonları zayıflayan bu gelişme içinde, toplumda da bir duraksama kendini gösterdi. Toplum için yeteneksiz, ama kendileri süper yetenekli sanan siyasetçiler bu duraksamadan kendilerine pay çıkarmayı becerebildiler. Sonunda teknolojiden de ilham alanlar veya elektronik aletlerdeki “hazır tutma” düğmesini keşfeden Batılının önerilerine uyarak hemen stand by-hazır tutulma metodunu uygulamaya koyuldular! Ve sonunda “Türke durmak yaraşmaz, yürüyelim arkadaşlar” diyen bu toplumun sesi kısılarak stand by`a geçirildi. Bir örnek verecek olursak: askere gidenler bilirler; bir mangaya bir yetkili “Uygun adım marş” dediğinde, askerler uygun adımlarla yeni bir emir gelinceye dek yürürler. “Dur” emrinden sonra, “yerinde say” denildiğinde, askerler, sanki yürüyorlarmış gibi yaparak durdukları yerde adımlarını sayarlar. İşte bizim Türkiye`miz zamanla stand up`dan stand`a geçirildi. Ve verilen “yerinde say” emriyle “ olduğu yerde saymaya başladı! Bu iki sözcük son yıllarda değişik bir şekilde uygulanır oldu. Hatırlayacaksınız “Susurluk” olayında, uzun bir müddet stand up hâkimdi, bir zaman sonra yerini stand by a bıraktı. Gene hatırlayacaksınız 18 Mayıs, kelimenin tam anlamıyla bir stand up idi. Bir gün sürdü ve stand by ortama hâkim oldu.  Bu iki kavramın, tıpkı met ve cezir gibi, farklı zamanlarda ortaya çıkmasının en büyük nedeni, toplumun düşük bir eğitim düzeyine sahip olması ve olayları tam kavrayamadan, iki cami arasında bir beynamaz misali, iki kavram arasında sıkışıp kalmasıdır. İşte biz bu sözcüğün geniş anlamında “cahillik” olarak tanımlıyoruz. Bu bağlamda bir cahillik, doğru bilgi edinebilmedeki eksiklikten, dolaysıyla fikirsizlikten kaynaklanır. Demokratik düzende cahillik, halkı yanıltan, ülkenin gerçek yararlarını göz ardı eden ve “şeytani-bencil ) niyetlerini iktidara gelerek gerçekleştirmek için her yola başvuran, halkın kutsal bildiği değerleri pervasızca sömüren, sorumsuz, lâfebesi politikacıların en büyük destekleyicisidir. Bu bakımdan tam olgunlaşmamış demokrasilerde, “cahillik” ten acı çeker halkın çilesi henüz daha dolmamıştır. İşin en kötüsü de, direnci kırılan halkın, sonuçta kendini “kaderciliğe” (fatalizm) teslim etmesidir.

Eğer, bir ülkede demokratik düzenin nimetlerinden tam anlamıyla yararlanılmak isteniliyorsa, orada “siyasal cahillik” yok edilmelidir. Bilgi, her yurttaşın elindeki en güçlü mücadele amacıdır. Olayları bilinçli, bilgili olarak eleştirmek ve değerlendirerek doğruya, yararlıya varmak demokratik düzenin, hava-su gibi, onlar olmazsa olmaz türünden yaşamsal öğelerdir. Aydınlara, yurtseverlere, Kemalistlere düşen görev de budur; Türk toplumunun buyrulan her göreve hazır tutma (stand by) konumundan daima ileri duruma geçirmektir.  Ulu Önderimizin bizlere vasiyeti böyle bir kutsal görevin yerine getirilmesidir. Etraftan fısıl dalınacak çatlak, ruhsuz sözlere kulak asmadan...

Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk`ün izinde yürüyerek, 10`uncu Yıl Marşìmızdaki parolamızı, yüksek sesle haykırarak: “Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını!” Türk`e durmak (stand), hazır tutmak( stand by) yaraşmaz, türk önde Türk ileri!

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya/Recklinghausen

Dr. Hüseyin Pekin İsviçre/Zürich