AB`nin Truva Atları

 

Yunan mitolojisinden Truva Atı`nı öyküsünü çoğumuz biliriz. Truva Savaşı olarak bilinen savaşta Yunanlılar Truva kentini ele geçiremezler Truva`nın duvarlarını açıp, kente girmek için bir hileye başvururlar. Tahta bir at hilesiyle Truva işgal edilerek yakılıp yıkmayı planlarlar. Kahraman Sinon, Truvalılara Tanrı Poseidon adına bir at hediye etmek istediklerini iletir. Tahta at kentin duvarlarından büyük yapılır ki, kenti içine rahatlıkla girilebilinsin diye. İçeri alınan atın karnında silahlı askerler bulunmaktadır. Gece yarısı atın karnından çıkan askerler, kale kapısını açarlar ve kenti işgal ederler. Herhalde yazar-araştırmacı Sayın Yılmaz Dikbaş, bu Yunan mitolojisindeki Truva atından esinlenmiş olmalı ki, Türkiye Cumhuriyeti`ni içerden yontanları bu ata benzetmiş. Ülke üzerine oynanan oyunlara bakınca, Sayın Dikbaş`ın benzetmede ne kadar haklı olduğunu görürüz. Ayrıca bu benzetmeden de önemli bir hususu öğrenmiş oluyoruz, o da şu: Adı ister mitoloji, ister öykü isterse de tarih olsun, eskilere bir göz atmada fayda var. İçimizde ve çevremizde dönen dolapları daha iyi anlayabilir ve analize edebiliriz. Kısacası tarih bir tekrardan ibaretmiş ki, bunun böyle olduğunu geri bırakılmış ülkelerde daha iyi görebiliyoruz.

Şimdi zamanda, böyle atlara hem ihtiyaç duyulmamakta hem de inandırıcı olmamaktadır. Onun yerine, çağa uygun daha başka metotların üretilmesi gerekmektedir. Ki bu tür metotlarda Batılıların oldukça iyi ve başarılı yöntemleri mevcuttur. Bu yöntemlerden biri de “proje” veya “yardım” adı altında ülkenin surlarını aşıp içeri nüfuz etmek. “AB`ne girdik gireceğiz” sloganları altında en iyi geçerli yöntem “proje” dir. Bütün sunulan projeleri inceleyecek olursak, hepsinde insanın refahı, geleceği, çocuklarının eğitimi, iş bulma, iş yerleri açma gibi etkinlikleri içeren projeleri görürüz. İnsan ister istemez bu projelere gözü kapalı olarak evet der ve altına imzasını atar. Biliyorsunuz bir madalyonun iki yüzü vardır ve biri diğerine benzememektedir. İşte bu projelerin bir yüzünde bu söylenen projeler var. Peki, öteki yüzünden ne var? Batının Truva atları!... Bu atlar mitolojideki tahta at gibi değiller. Çağa uygun biçilmiş, hemen hemen aynı görevi yapabilen dernek ve kuruluşlardan oluşmuş Truva atçıkları!  AB adı altında buluşan Batılılar, kaleyi içerden fethedebilmek için, bunları kullanmakta ve bunlar sayesinde de topluma çeşitli projelerle yaklaşmaktadırlar. Projelere bakıldığında, sevgiden, dostluktan, eğitmekten, insanlıktan, daha doğrusu Türk insanının yıllarca arzuladığı konular olduğunu görürüz. Mercekle yaklaşarak bu projeleri daha da yakından incelediğimizde, bunların pembe renkteki projeler ve belirli yerler için düşünülmüş olduğunu görürüz. Batılılar, yöneticilerin AB`ne olan derin aşkını bildiklerinden, 86 yıl önce (SEVR) başaramadıklarını kendileri için çalışan bu kuruluşlar sayesinde sundukları hibe adı altında (decoy-Lockvogel- yem) paralarla dolaylı yoldan kaleyi içerden fethetmek. Ortaya çıkan birçok kuruluşlar da aldıkları hibelerle Türk halkını demokratikleştirmeye, çağdaş yapmaya, iş, aş bulmaya gayret gösteriyorlar(!) Neyle? Hibelerle!.. Hem de bu hibeler hibe, yani bağış altında, yani geri alınmamak üzere, yani daha AB üyesi olmadan öylesine verilen paralar! Sırası gelmişken şu sözüde buraya ekleyiverelim: “Bayram değil seyran d eğil eniştem (AB) beni neden öptü?”..

Yazımızın başında Yunan mitolojisindeki Truva Atı`nın amacını tarif etmiştik. Ne amaçla yapılmıştı bu büyük at? Kaleyi içerden fethetmek için...

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya