Çin ve Atatürk paneli

 

24 Eylül tarihli Sabah gazetesinde köşe yazarı Yavuz Donat “Çin`de Atatürk paneli” başlıklı bir yazı yazmış. Anladığım kadarıyla Sayın Donat TÜTAV`ın davetlisi olarak Çin` e gitmiş. Yazısında, Prof.Dr. Huang Wei-min ile olan söyleşiyi anlatıyor. Profesör, Shanghay Üniversitesi`nde “Uluslararası İlişkiler” öğretim üyesi aynı zamanda da Uluslar arası Sorunlar Araştırma Merkezi” başkanıymış. Sayın Donat Profesör Huang Wei-mi`in Türkiye uzmanı bir bilim adamı olduğunu yazısında belirtiyor. Profesör kendisini ziyaret edenlere şu teklifi yapıyor: “Biz Çinliler 0`la ve 5`le biten yıllara çok önem veririz. Onun için 10 Kasım`da üniversitemizde Atatürk`ün 125`inci doğum yıldönümü için bir panel düzenliyoruz. Sizin de gelip konuşmanızı istiyor” Ayrıca Prof. Dr. Huang-min Atatürk`ü anlatıyor ve diyor ki: “Atatürk dünyada prestiji çok yüksek bir devlet adamıdır.” Sözlerine devam ediyor: Çinliler Atatürk`e çok değer verirler. Öğrencilerime örnek devlet adamı olarak Atatürk`ü anlatıyorum. Modernleşme yolunda attığı adımlar, yaptığı devrimler çok önemli. Biz de Çin`de Atatürk gibi reformlar yapıyoruz. O, Türkiye`yi dünyaya açtı, biz de öyle yapıyoruz...”

Prof. Dr. Huang-min`in ağzından bu sözleri duymak, insanı hem gururlandırıyor hem de acıya boğuyor! Türkiye`den binlerce km. uzaklardaki bir ülkede bir profesör bu sözleri sarf ediyor ve ülkesinin de O`nun çizmiş olduğu yolda olduğunu davetlilere anlatmaya çalışıyor. Bu konuşma esnasında orada olmayı, Sayın Donat ile TÜTAV yetkililerin duygularını öğrenmeyi çok isterdik. Türkiye`den binlerce km. uzaklıktaki bir ülkede, bir profesör, insanın göğsünü kabartan, gözlerini nemlendiren sözler söylüyor ve üniversitesinde Mustafa Kemal`in 125`inci doğum yıldönümü için bir panel düzenliyor.

Biz olsaydık, bu yazıyı yazmazdık. Neden mi? Açıklayalım: Mustafa Kemal Atatürk bizim. Bizim için, bizim ve ülkemizin bağımsızlığı için mücadele verdi, gençliğinin büyük bir bölümünü cephelerde geçirdi ve ektiği tohumların meyvesini tam olarak göremeden genç yaşta aramızdan ayrıldı.  Bizim övünmemiz, bizim paneller hazırlamamız, bizim O`nun çizdiği yolda gitmemiz, söylediklerini bizim büyüklerimizin ağzından dinlememiz gerekirken, ta uzaklarda bir ülkeden duymak istediğimiz sesler gelmektedir. Ne kadar hüzün verici ne kadar acı değil mi? Ne demek hüzün, acı verici? Çok açık konuşmak gerekirse “Utanç verici”! Bırakınız, O`nu övmeyi, devrimlerini, ilkelerini anmayı, yolunda yürümeyi! Dünyanın takdir ettiği bu büyük adam için söylenmedik söz kalmadı, O`nu ve ilkelerini yerden yere vurdular. Bununla da yetinmeyen bağnazlar, kurduğu laik, demokratik, saygın, onurlu Türkiye Cumhuriyeti`nin temellerine dinamit koydular, koymaya devam ediyorlar. İşte bu saydıklarımızdan dolayı bizler, bu yazıyı yazmazdık. Bu yazı ile yapılan ihanetler birbiriyle çatışıyor, gün ışığına çıkıyor ve bütün ülke toplumuyla birlikte imaj kaybediyor.

Ve dünya O büyük adamın, Atatürk`ümüzün devrim ve ilkelerini, uygulamaları öğrendikçe değeri daha iyi anlaşılmakta, hakkını vermektedir. Örneğin, 1977 yılı belirlemelerine göre Atamız hakkında yabancıların yazdığı eser sayısı 1138`dir. Bu eserlerde O, bir büyük asker, bir devlet adamı, bir özgürlük anıtı, mazlum ulusların yol göstericisi, varlığını ulusa adayan yurtsever, evrensel değerlere çok önemli katkısı olan ulu bir önder olarak tanıtılıyor. Ve bu sevgi, takdir katlanarak devam ediyor.

Bakmayınız siz günümüzün bir kısım küçük adamlarına. Onlar küçük dünyalarında küçücük düşünceleriyle baş başa yaşadıkları için etrafta olan biteni kavrayamazlar. Onları, tutsağı oldukları küçükleri ile baş başa bırakalım, diyelim.

Fakat ya diğerleri... Söylemlerinde Atatürk`ü Atatürkçülüğü kendi tekellerinde tutmaya özen gösterenler. Ama, görüyorsunuz. 10 Kasım gününü, yurt içinde ve de yurtdışında bilimsel değeri olan bir Panel`le anmayı hem de doğumunun 1”25`inci yıldönümünde, onlar değil, O büyük adamın kendi öz ülkesinden fersahlarca uzak bir diyarda , Çin`de Çinliler hatırlıyor. Ne diyelim, bilmem ki...

Bu arada, Çin`deki komünist yönetimden önce devlet ulusal devrimci devlet adamı Sun Yat-Sen`in de kuramda olduğu kadar uygulamada da Atatürk`ten ve Kemalizm`den esinlendiğini ilave etmek isteriz. Yani bu kez, “İlim-bilim Çin`de de olsa al!” Peygamber buyruğu, tersine işlemiş, “İlim-bilim Türkiye`de de ols al!” biçimine dönüşmüştür. Ne mutlu bizlere ve de ne mutlu kadrini bilmediğimiz Atatürk`ümüze ve Kemalizm`e!

 

Dr. Yüksel Cavlak AKD Başkanı Almanya

Dr. Hüseyin Pekin ADK Başk. Yard.İsviçre