Acaba sivil toplum örgütleri bu haberi okudular mı?

 

Hatırlayacaksınız, kısa bir zaman önce Batman`da 18 yaşındaki genç bir kız dedesi yaşındaki biriyle evlendirilmek istediğinden canına kıydı. Bunun üzerine 9 lise öğrencisi, olayı kınamak için bir yürüyüş düzenlediler. Bizde, Avrupa Düşüce Kulübü olarak bu konuda bir yazı yazdık ve “Nerede sivil toplum örgütleri?” diye sorduk. Bu yazıya, hiçbir dernek yetkilisinden destek gelmedi. Tam tersine, bir kişiden de olsa, bir dernek yetkilisinden laf olsun diye tepki geldi.  Sivil toplum örgütleri, özellikle 80 yıl önce kadınlara hak tanıyan, onlara değer veren Mustafa Kemal`in adını taşıyan ADD`ler, Kadın Haklarını Koruma Dernekleri, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı ve bir sürü çağdaşlaşmak için kolları sıvamış olan dernekler sessiz kalırken, olayı kınamazken yankı gene genç kızlardan geldi. 8 Ekim tarihli Milliyet gazetesin birinci sayfasında “Çığlık attık duyan olmadı” başlıklı yazıyla kızların tepkisini dile getirmiş. Ferda Oğurlu adlı genç kızımız “Herkes görünüşte bize destek verdi, ama her şey bitince baktık yine 9 kişiyiz. Bir kişi bile katılmamış çığlığımıza” diyerek dert yanmış. Ne kadar haklı değil mi bu genç kızımız? O zaman tekrar soralım? Nerede bu dernekler? Neden bu dernekler bu kadar önemli konuda bu 9 genç kızı davalarında yalnız bıraktılar? Bu ve buna benzer olaylarda, yardımcı olmadıktan sonra dernekler ne işe yarar ki? Ferda kızımız, bir kişi bile destek olmadı diyor haklı olarak! Evet, iki kişi, ADK olarak ta uzaklardan bu konuya el attı ve kamuoyunu, dernekleri bilgilendirdi. Fakat gönül isterdi ki, yukarıda adı geçen dernek ve kuruluşları bu kızların çığlıklarına kulak versinler. Ümit ederiz ki, bu yazıdan sonra harekete geçerler ve kızlarımızın davasına destek olurlar.

Hep biliyoruz. Bir topluluğu oluşturan duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirine bağlılığın adına “dayanışma” diyoruz. Talat S. Hamlan`ın özdeyişi ile burada söz konusu olan Dal olmak değil, kopmamak yaprağın(bireyin) isteği” Tabiatıyla önemli olan da “uygulama” dır. Uygar toplulukların belirgin bir özellikleri de işte bu uygulamayı gerçekleştirmek için örgütlenmelidir. Örgütlenmelerin bir bölümü, uluslar arası düzeydeki İngilizce yaygın deyimi ile NGO “Non governemental organizations ( Hükümetler dışı (sivil) toplum örgütleri). Bu örgütlerin hukuksal normları dernek, vakıf şeklinde olmaktadır. Etkinlik biçimleri de normalde yönetim organları ile saptanır. Ancak, bazı hallerde bunun istisnaları da olur. Çok önemli bir sosyal ihtiyacın gözden kaçması, üzerinde durulmaması hallerinde böyle istisnalar su yüzüne çıkarlar. Ne büyük bir işlev gördükleri de sonradan anlaşılır ve takdir olunur. Toplumlara göre er ya da bazen, tek bir kişi, tek bir makale bile istisna oluşturabilir ve sivil toplum örgütlerini harekete geçirebilir. Batman`da geçen ve 18 yaşındaki genç bir kızın dedsi yaşındaki biriyle evlendirilmek istenilmesi üzerine canına kıyması ve 9 lise öğrencisi kızlarımızın olayı kınayan eyleme geçmeleri haberini duyduğumuzda, ADK olarak hemen harekete geçmemiz ve ülkemizin tanınmış sivil toplum örgütlerini göreve davet eden yazımızı kaleme almamız, işte böyle bir istisna olabilmenin verdiği dürtüdür. Ve bu dürtünün esinlendiği olayın öyküsü de şudur:” 1944 yılı sonlarına doğru II. Dünya Savaşı`nın sona ermesiyle, Avrupa`da taş taş üzerinde kalmayan, yakılıp yıkılan kentlerde, ana- babalarını kaybeden, açlık, sefalet içinde kıvranan pek çok sayıda çocuklar da vardı. İşte böylesine kahredici savaşın bitiminde, İsviçre`de yayınlanan “DU” dergisinde, yazar ve düşünür Walter Robert Corti`nin (1910-1990) “Yoksulluk İçindeki Çocuklar İçin Bir Köy” başlıklı makalesi yer alıyor. Bu makale İsviçre kamuoyunda çok geniş yankı uyandırıyor. Halk harekete geçiyor, vakıflar, ticari ortaklıklar, bireyler bağış kampanyası düzenliyor ve sonuçta 1946 yılında İsviçre`nin Appenzell (AR) kantonunda Trogen`de öksüz-yetim  dünya çocuklarını bağrına basan “Pestalozzi Çocuklar Köyü” kuruluyor. Ve bu bir düş değil gerçekliktir. Biz, iki arkadaş, ADK olarak yukarıdaki makaleyi kaleme alırken buna benzer bir sonuç düşlemiştik. Şimdilik olmadı, ama umutlarımızı yitirmedik. Hiçbir zaman geç kalınmış olmaz da...

 

Dr. Yüksel Cavlak Avrupa Düşünce Kulübü Başkanı Almanya

Dr. Hüseyin Pekin Avrupa Düşünce Kulübü Başk. Yard. İsviçre