Lütfen, Atatürkçülere dokunmayalım!..

 

Almanca`da güzel bir söz “Schonzeit-Koruma zamanı” diye. Daha doğrusu bu bir av yasasıdır. Bu, avlananları korumak için çıkmıştır. Yılın belli zamanlarında, avcılar ormanda avlanamazlar. Şimdi diyeceksiniz ki, bu yasanın yani “Schonzeit” in Atatürkçülerle ne ilgisi var. Anlatayım: Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti kurulalı beri, yılda dört kez milli bayramları kutlar, bir kez de Atamızı anarız. Yıllar önce Cumhuriyet Bayramı ve diğer bayramlar büyük sevgiyle, içtenlikle, sevinçle kutlanırdı. O dönemi yaşayanlar bilir; 29 Ekim için kurulan, basit de olsa, o “taklar” ayrı bir özellik taşırdı. Zaman ilerledikçe, ne taklar kaldı ne 29 Ekim`in o muhteşem ruhu!4 milli bayram ne yazık ki, sanallaştı!.. Hele hele 10 Kasım var ya... Laf olsun diye O`nun huzuruna çıkıp, laf olsun, sayfa dolsun diye yazı yazmalar...

Bu dizem (ritim) 83 yıldır sürüp gider. Açık konuşmak gerekirse, Şunun şurasında 29 Ekim`e 12 gün kaldı. Kolay değil; lüks otel bulunacak, lüks, salon aranacak, bu lükse uygun, tanınmış bir konuşmacı Türkiye`den ithal edilecek sanki Avrupa`da konuşmacı yok muş gibi! Ayrıca davetiyeler bastırılacak. Birde naftalinlenmiş smokinler hazır duruma getirilecek. Şimdi bu kadar işin içinde, kalkacaklar da “ Almanya`da okullarda Kemalizm modeli” üzerine demeç verecekler! Bu olacak iş mi? Yukarıda dedik ya şimdi “Schonzeit” var! Ha bir de Cumhuriyetimizin 83 yıl dönümünde ödüller dağıtılacak. Bir sürü işin içinde Kemalizm`i konuşmanın bir anlamı var mı? Ne demiş Mustafa Kemal?

“Ey Atatürkçüler! Birinci vazifeniz, bu 4 ulusal bayramlarımızı kutlamaktır. Mevcudiyetinin ve geleceğinin yegâne temeli budur”

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya