Alt tabakada Türkler var. Ya üst tabakada?

 

Yıllardır Almanya`da 2.ve 3. kuşakların gerek iş hayatında gerekse eğitim açısından, nasıl büyük sıkıntıları olduklarını yazılarımızda belirttik. Bütün bu uyarılara rağmen, Almanya`da yaşayan 2,5 milyon Türk toplumuna hem buradaki hem de Türkiye`deki aydın kesim pembe gözlüklerle baktılar. Her geçen gün Almanya`daki Türk iş adamlarının sayılarının arttığını güçlendiği, liselerin ve üniversitelerin gençlerle dolduğunu, gerek federal gerekse eyalet meclislerinde Türk kökenli milletvekillerinin yıllar geçtikçe arttığı söylenip duruldu. Bütün bunlar güzel şeyler, gurur verici! Fakat madalyonun öbür yüzü var ki, pembe gözlükle bakılsa da, gerçekleri yansıtmaktadır. İşte bu gerçeklere Türkiye Araştırmalar Merkezi Direktörü Faruk Şen “Alt tabakada Türkler var” yazısında değiniyor. 2,7 milyon Türklerin 1/3`nin fakirlik sınırında yaşadığını, emekli olanların zar zor geçindiklerini Gençlerin ve Orta yaş üstü işsizlerin durumlarının çok ciddi olduğunu anlatmaya çalışıyor yazısında Faruk Şen. Bütün bu olumsuzluklar birdenbire ortaya çıkmadı herhalde. İlgisizliğin sonucu problemler birikerek dağ gibi büyüdü. Almanya`nın bu hale gelmesinde, yani sosyal sistemin çöküşü ve ekonomideki çatlaklık 1990`da bakımsız bırakılmış Doğu Almanya`yı kendisine bağlaması, kalkınmasını üstlenmesi ve istikrarlı DM`ı terk ederek €ya geçmesi, toplumun alış gücünü azalttı. Fiyatlar hemen hemen eski DM zamanında olduğu gibi kalırken, toplumun eline geçen para miktarı yarılandı. Aynı malı örneğin 10 DMà alırken, şimdi yarılanan maaşı ile gene 10€`ya almaktadır.  Bu iki olumsuzluk, yalnız Alman toplumunu değil, Türk toplumunu da etkisi altına aldı. TAM Direktörü, alt tabakadaki Türklerin daha çok etkilendiğini anlatmaya çalışıyor. Az veya çok, ezilen halklar çoğu kez alt tabakayı oluşturur, olan hep onlara olur.Karl Marx, alt tabakaya “Lumpenproletariat “ yani sınıfsal bilinci olmayan en alt tabaka olarak tanımlamıştır. Bu tür topluma İngiltere`de “Neets”  deniliyor. Neets, no employment, no education, no training`in kısaltılmış şekli. Yani işsiz, eğitimsiz, mesleksiz (Hessische Allgemeine, 18.10.06).

Alt tabakada Türkler var ” mış bunu öğrendik. Peki, üst tabakada Türkler yok mu? Olmaz olur mu!.. Değerli, başarılı iş adamlarımız var., profesörlerimiz var, serbest meslek sahibi iş adamlarımız var. Bunlar Alman ekonomisine büyük katkılarda bulunuyorlar...

Eğer, yazıda ifade edildiği gibi, alt tabakayı Türkler oluşturuyorsa, gençlerimizin geleceği tehlikede ise, bunları kurtarmak yazmakla, anlatmakla olmayacağına göre, ben önemli gerçekleri ortaya koyan TAM Direktörüne şu öneriyi sunuyorum:  Son yıllarda oluşan olumsuzlukların altında ezilen Türk toplumuna, gencine, kadınına bu başarılı irili ufaklın iş adamaları yardım ellerini uzatsınlar. Geçenlerde Nobel Barış Ödülü`ne yazık görülen Bangladeş`li Prof. Dr. Muhammet Yunus `un kurduğu, fakir halka sönük banka sistemi ile, kadın-erkek fakir fukaraya kefilsiz mikro krediler vererek, onların en alt tabakalardan biraz da olsa uzaklaşmalarını sağlamak. Profesör, insanlara yemek dağıtarak onurlarıyla oynamıyor, kapıkulu yapmıyor. Ucuz kredi vererek hem onurları korunuyor hem de iş sahibi oluyorlar. TAM Direktörü Faruk Şen`in öncülüğünde bir banka kurulur. Örneğin TAM- Bankası. Birçok iş adamı buraya belli bir miktar para yatırarak, bir sermaye oluşturulur. Bu kurulmuş olan bankadan, oldukça düşük faizle, kefaletsiz iş açmak isteyenlere, meslek sahibi olmak isteyenlere, okumak isteyenlere krediler verilir Bu tarzdaki bir girişim, Türkiye`de kurulması düşünülen Alman Üniversitesi`den kat kat faydalı olacağından eminim! Ve bu yapıldığı, gerçekleştirildiği takdirde, bunu Almanya`da gerçekleştiren de, Türk`ün tarihine altın harflerle yazılmış olur.

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya