Atatürk`ün Gençliğe Hitabesi

 

Hemen her Türk Atatürk`ün genliğe hitabesini, en azından bir kez okumuştur.  Nasıl Başlıyor bu hitabe (söylev)? “Ey Türk gençliği!” Ve devam ediyor. Mustafa Kemal`in genlik konusunda söylediği sayısız sözlerden birkaçını sıralayalım:

  • Gençler! Vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştı.(1919
  • Asla şüphem yoktur ki Cumhuriyetin gelecek evlatları, bizden daha çok rahata kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır.( 1927)
  • Bu kadar kuvvetli ve zinde bir gençlik içinde kendimi gördüğümden dolayı bahtiyarım. (1924).

 

Bütün bu sözlerden anlaşılıyor ki, Mustafa Kemal`in geride bıraktığı devrim ve ilkeleri geliştirecek olan gençlerdir. Ülkeyi genç kuşaklara bırakmış. Sırası gelmişken ekleyelim; “Almanya`nın geleceği karanlık” diyor yetkililer. Neden? Çünkü yaşlıların sayıları artarken, gençlerinki o oranda azalıyor. Demek ki Mustafa Kemal, gençlere verdiği mesajda çok haklıdır.

Gerek Türkiye`de gerekse Avrupa`daki Atatürkçü düşünceyi yaymak için kurulmuş dernekleri yönetenlere bakıyoruz, hemen hepsi yaşlı insanlar. Devletin üst kademelerine bakıyoruz, onlarda 70- 80 yaşları arasında. Hadi diyelim ki, onlar politikacı, oturdukları koltukları zamklı, bir oturdun mu kalkmak imkânsız! Ama Atatürkçü Düşünce Dernekleri`nin koltuklarının böyle olmaması gerekir! Koltuğa yaşlı oturur, toplumu eğitir ve bir gence bırakır çeker gidersin. Yoksa bu ADD yöneticileri Atatürk`ün “Ey Türk gençliği” ni “Ey Türk yaşlıları” olarak mı algılıyorlar? Dikkat ederseniz her iki bir yılda yapılan yönetim seçimlerinde, ister yurtiçinde ister yurtdışında olsun, hep aynı kişiler seçilip duruyor. Buna seçim tazelemesi yerine, seçim tekrarlaması demek daha doğru olur diye düşünüyorum! Burada, şeytan, insanin aklına kaç soru sokuyor; Yıllarca seçilen aynı kişiden başka, Atatürkçü devrim ve eden ilkelerini anlatacak başka kimse yok mu? Diyelim ki, yok! Peki, Atatürkçülüğü çok iyi bilen, bildiğini iddi eden ve derneği başarıdan başarıya götüren bu kişi geçen zaman içinde üyeyi geleceğin başkanı olarak yetiştirmiyor? Yoksa yetiştirmek mi istemiyor? Yoksa Atatürk`ü seven`O`nun devrim ve ilkelerine sahip çıkmak istemeyen gençler mi yok? Eğer böyleyse, o zaman “yandım Allah keten helva” demekten başka çaremiz kalmamıştır. Ben buna inanmıyorum. Tek inandığım; başkanlık koltuğunun sıcak ve yapışkan olduğundan gerek politikada gerekse bu tür derneklerde gençlerin önünün açılmamasıdır.

 

 

Dr. Yüksel Cavlak Almanya